js_composer domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home1/uniqaweb/hosting/vergibilimi/wp-includes/functions.php on line 6131Ticareti yapılan mal veya hizmetin alıcısı tarafından istenilen evsafa ve kalite standartlarına uygun olmaması, teslimi gerçekleştirilen malların kusurlu olması veya niteliğini kaybetmesi vs. nedenlerle ortaya çıkan sorun alıcı firma için muhtemel ticari ve maddi kayıp niteliğindedir.
Ticari hayatta bu gibi durumlarda, alıcı firma ile satıcı firma arasında varılan uzlaşma sonucu alıcı tarafından satıcıya düzenlenen Reklamasyon bedeli faturası ile mezkur sorun telafi edilmeye çalışılmaktadır.
Bu çalışmamızda, başta tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde sıkça karşılaşılan, Reklamasyon işlemlerinin firmaların satışlarının yurtiçi ve yurtdışı olması durumunu da dikkate alarak, vergi kanunları karşısındaki durumunu açıklamaya çalışacağız.
2- Reklamasyon Nedir?
Satışı yapılan mal veya hizmetin evsafına uygun olmaması veya kusurlu olmalarından dolayı ortaya çıkan reklamasyon adı verilen fiyat indirimleri özellikle tekstil sektörü ve diğer sektörlerde sıkça karşılaşılan uygulamadır. Alıcı firmanın satıcı firmaya reklamasyon gideri olarak fatura düzenlemesi biçiminde yaşanan reklamasyon mevzuu, faturalarda sadece “reklamasyon” olarak ifade edilmesine rağmen uygulama nedenleri ve biçimleri farklı olabilir. Reklamasyon gideri üç farklı ihtimal şeklinde uygulama alanı bulur; İskonto biçiminde reklamasyon, Malın iadesi biçiminde reklamasyon, Tazminat ve Ceza biçiminde reklamasyon.
Reklamasyon faturası, satışı gerçekleştirilen mal veya hizmetin yeterli özellik, nitelik, kalite ve belirlenen standarda uygun olmaması nedeniyle alıcı ve satıcının uzlaşarak belirlediği yeni duruma uygun olarak, alıcı tarafından düzenlenmesi gereken belgedir.
2.1. İskonto biçiminde reklamasyon
Satışı yapılan malların evsafına uygun olmaması veya kusurlu olması, satılan hizmetin istenilen kalite düzeyinde olmaması nedeni ile alıcının satış fiyatında sonradan indirim (iskonto) talep etmesidir. Satışı yapılan mal veya hizmetin satış bedeli üzerinden anlaşılan bir indirim tutarı üzerinde alıcı ile satıcı anlaşarak, iskonto tutarı belirlenir ve alıcının bu indirim tutarı kadar satıcıya fatura düzenlemesi istenir. Önemli olan söz konusu indirimin, malların evsafına uygun olmaması veya kusurlu olması, satılan hizmetin istenilen kalite düzeyinde olmaması nedeni ile yaşanmış olması gerekir. Öte yandan Belli bir zaman diliminde ödeme yapılması şartıyla malların fatura fiyatı üzerinden yapılan indirim olarak tanımlanan “nakit iskontosu” ile alıcının belli tutarlar üzerinde alışlarda bulunarak satıcının toplam mal satımına katkıda bulunması nedeniyle kendisine belli oran ya da tutarlarda yapılan indirim “miktar iskontosu” nu reklamasyon olarak düşünmemek gerekir.
Reklamasyon nedeniyle ortaya çıkan iskonto; ticari teammüllere uygun olması ve 213sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde hem alıcı hem de satıcı nezdinde kayıt ve belgeleri ile tevsiki durumunda, söz konusu reklamasyon gideri gelir ve kurumlar vergisi açısından kanunen kabul edilen gider özelliğindedir.
Örnek;
a- Firma KDV hariç 100.000 TL tutarında malı yarısı peşin, yarısı alacaklı olarak satmıştır. KDV tutarı (%18) ayrıca peşin tahsil edilmştir.
b- Alıcı firma malların evsafına uygun olmaması, kusurlu olması, yeteri kalitede olmaması gibi gerekçeler ile satıcı firmadan %15 oranında reklamasyon indirimi talep etmiştir. Satıcı, alıcı firmanın reklamasyon (uzlaşma) teklifini kabul etmiştir. Alıcı borcun kalan kısmını ödemiştir.
a- satış kaydı
…………………………………… / ……………………………………
120 Alıcılar 50.000
100 Kasa 68.000
600 Yurtiçi Satışlar 100.000
391 Hesaplanan KDV 18.000
……………………………………. / ……………………………………..
b- Reklamasyon giderinin kaydı ve tahsilat
……………………………… / …………………………………
100 Kasa 32.300
611 Satış İskontoları 15.000
**191 İndirilecek KDV 2.700
120 Alıcılar 50.000
……………………………… / …………………………………
** 3065 sayılı KDV kanununun 35 inci maddesi gereği.
2.2. Malın İadesi Biçiminde Reklamasyon
Reklamasyona konu malların alıcı tarafından satıcıya iade edilmesi durumunda iade edilen mala ilişkin faturada, reklamasyon ifadesi ile birlikte iade edilen malın teknik özelliklerine ve miktarına ilişkin ayrıntılı açıklamaların bulunması gerekmektedir.
Reklamasyon nedeniyle iade edilen malla ilgili olarak satılan malın maliyetine ve satış iade kaydının hem satılan “ticari mal” veya “mamulün” maliyetine ilişkin hem de satış fiyatına ilişkin iade işlemi yapılması gerekmektedir.
2.3. Tazminat ve Ceza Biçiminde Reklamasyon
Ticareti gerçekleştirilen mal veya hizmetin alıcısı tarafından kullanılması, tüketilmesi esnasında ortaya çıkan mal veya hizmet kaynaklı zarar, ziyan, kaybın satıcı veya üretici firma tarafından tazmini gerekebilir.
Bu zarar, ziyan, kaybın tazmini esnasında zarar gören alıcı firma uzlaşılan bedel tutarında satıcı veya üretici firmaya reklamasyon faturası düzenlemelidir. Reklamasyon faturası alıcı firma için gelir olarak kayda alınırken, satıcı veya üretici firma açısından 68- Olağandışı Gider ve Zararlar grubunda izlenmesi uygun olacaktır.
3.1. İhracatta ve Yurtiçi Satışlarda Reklamasyon Bedeli Faturasının KDV Karşısındaki Durumu
3065 sayılı KDV Kanununun Kanunun “Teslim ve Hizmet İşlemlerinde Matrah” başlıklı 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği; (24/c) maddesinde de vade farkı , fiyat farkı , faiz , prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 35 inci maddesinde de malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellefin bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellefin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzelteceği hüküm altına alınmıştır.
Katma değer vergisine tabi bir mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak ortaya çıkan vade farkı, faiz, fiyat farkı ve mahiyet olarak bunlardan farklı olmayan kur farkları Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca vergiye tabi işlemin matrahına dahil edilerek vergilendirilmektedir. Dolayısıyla, ilgili mal veya hizmet bedelinin uzantısı niteliğinde olan söz konusu unsurlara, ilgili mal veya hizmetin tabi olduğu oranda KDV uygulanması (teslim veya hizmet KDV’den müstesna ise bu unsurların da istisna kapsamında değerlendirilmesi) gerekmektedir.
Satışı yapılan malların evsafına uygun olmaması veya kusurlu olmalarından dolayı ortaya çıkan reklamasyon adı verilen fiyat indirimleri matrahta değişiklik meydana getirdiği için Kanunun 35 inci maddesi gereğince işlem yapılacaktır. Alıcı tarafından reklamasyon bedeline ilişkin olarak düzenlenecek faturalarda, reklamasyonun ilgili olduğu teslim veya hizmet ifasının tabi olduğu oranda katma değer vergisi hesaplanmalıdır.
Reklamasyonun ihracı gerçekleştirilen mallarla ilgili olarak ortaya çıkması halinde, ihraç edilen mallar Kanunun (11/1-a) maddesi gereğince katma değer vergisinden istisna olduğundan, yurt dışındaki alıcı tarafından düzenlenecek fatura veya ilgili ülke mevzuatına göre fatura yerine geçen belgelerdeki reklamasyon bedeli üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.
Ancak, yurt dışındaki alıcıdan bu tür bir belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir belge düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve reklamasyon bedeline isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.
3.2. İhracat Nedeniyle Yurtdışı Reklamasyon Bedeli Faturalarının Hesaplanacak KDV İadesine Etkisi
Reklamasyon/fiyat farkı/ceza/iade konusu olan bedellerin mal veya hizmet ihracı ile ilgili olarak ortaya çıkması halinde, ihraç edilen mal veya hizmetler KDV Kanununun 11/1-a maddesi gereğince KDV den istisna olduğundan, yurt dışındaki alıcı tarafından düzenlenecek belgedeki reklamasyon/fiyat farkı/ceza/iade bedelleri üzerinden KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, yurt dışındaki alıcıdan belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir fatura düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve bu bedellere isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.
Mal veya hizmet ihracı nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyerek iadesi talep edilebilecek KDV tutarının hesabında, reklamasyon/fiyat farkı/ceza/iade bedelleri sonucu matrahta meydana gelen değişiklik sonrası mal veya hizmet bedeli esas alınacaktır.
4.Reklamasyon İşlemlerinin Belgelendirilmesi ve Tevsiki
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Türkçe Tutma ve Türk Parası Kullanma Zorunluluğu” başlıklı 215 nci maddesinde; bu kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulmasının zorunlu olduğu, aynı kanunun “İspat Edici Kağıtlar” başlıklı 227 inci maddesinde ise kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu, hükme bağlanmıştır.
Vergi kanunlarımız uyarınca bir belgenin geçerli olabilmesi ve ispat edici bir vesika olarak kabul edilebilmesi için kanunda öngörülen şartları taşıması zorunludur.
Yurtdışındaki kişi ve kuruluşlardan belge alan firmaların bu belgeleri yasal defter kayıtlarında göstermeleri halinde, belgelerde yazılı bedellerin düzenlendiği tarih itibariyle Merkez Bankası’nca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek kayıtlarda gösterilmesi gerekmektedir.
Türk Vergi Mevzuatımızın belge ve kayıtların tevsiki konusundaki katı tutumu karşısında, özellikle ihracat yapan firmalar önemli sorunlar ile karşılaşmaktadırlar.
Ekonomik gelişme halinde olan ülkemizde ihracatın artırılabilmesi için ihracatçı firmaların yurtdışında reklam hizmeti, komisyon ve reklamasyon giderleri yapmaları normal ve mutad olup bu ödemelerin her zaman Vergi Usul Kanunda belirtilen türde belgelerle tevsikinin mümkün olmadığı bilinen bir gerçektir.
Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3/B maddesi uyarınca vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğu, hükmü göz ardı edilmemelidir.
Kanaatimizce reklamasyon giderlerinin tevsikinde önemli olan husus; ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gereken giderlerin, yasal değeri olan belgeler ile ispatlanıyor olmasıdır. Zira bu konuda Danıştay tarafından verilen kararda (4.Daire 1999/2832 E.2000/1044 K.) ; Reklamasyon bedelleri için yapılan gider kaydına esas belgelerin gerçeği yansıtmadığı yolunda bir tespit yapılmadan sadece ispat edici vesika aranmasının yeterli olmayacağı, belge düzenine uygun olmaması nedeniyle gider kaydının reddinin kabul edilemeyeceği, hükmüne varmıştır.
5.Reklamasyon Bedelinin Gider Yönünden Değerlendirilmesi
Reklamasyon gideri olarak isimlendirilen ödemeler ihraç edilen ürünlerin, istenen nitelikleri taşımaması sipariş koşullarına uymaması siparişlerin belirlenen sürelerde karşılanamaması gibi çeşitli nedenlerle yapılan geri ödemelerden veya alıcı tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutardan kaynaklanmaktadır.
Satıcı firma tarafından yapılan ödemeler veya alıcı firma tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutarlar doğrudan doğruya ilgili kurum açısından gider niteliği kazanmakta ve bu itibarla kurum kazancından indirilmesi kabul edilmektedir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken, söz konusu reklamasyon giderlerinin yapılan işin mahiyetine, ticari teamüllere uygun olması ve muvazaanın olmamasıdır.
Vergi idaresinin reklamasyon gideri konusundaki genel yaklaşımı; reklamasyon giderinin Vergi Usul Kanunda belirlenen belgeler ile belgelendirilmemesi durumunda, vergi matrahının tespitinde gider konusu yapılamayacağı yönündedir. Ancak Danıştay’ın aşağıdaki kararı dikkate alındığında vergi idaresi ile aynı görüşte olmadığı anlaşılacaktır.
Danıştay tarafından verilen karar (4.Daire 1999/2832 E.2000/1044 K. “İçtihat Metni”) aynen;
“5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinde kurumlar vergisinin, birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap donemi içinde elde et tikleri safı kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safı kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup, Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde ise bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu ve ticari kazancın bu yolla tespiti sırasında Gelir Vergisi Kanunu nün 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı belirtilmiştir 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında da ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerle. 3 uncu fıkrasında açıklanan işle ilgili olmak şartıyle mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların ticari kazançtan indirilebileceği öngörülmüştür.
Reklamasyon gideri olarak isimlendirilen ödemeler ihraç edilen ürünlerin, istenen nitelikleri taşımaması sipariş koşullarına uymaması siparişlerin belirlenen surelerde karşılanamaması gibi çeşitli nedenlerle yapılan geri ödemelerden veya ödenmeyeceği bildirilen tutardan kaynaklanmaktadır Dolayısıyla bu tutarın, yukarıda sözü edilen hükümler uyarınca, ilgili kurum açısından gider niteliğim taşıdığının ve hasılattan indirileceğinin kabulü zorunludur.
Davacı şirket tarafından üretilen tekstil ürünleri yurt dışına ihraç edilmiş, bu ürünlerin bir kısmının uygun olmaması nedeniyle reklamasyon giderleri adı altında bir kısım ödemeler indirilmiştir inceleme elemanınca söz konusu belgelerin Vergi Usul Kanunu hükümlerine uymadığından giderleri tevsik eder nitelikte bir belge olarak kabul edilmemiştir.
Olayda, yurt dışındaki firma tarafından düzenlenen belgenin Türk mevzua tına uygun nitelikler taşımasını beklemek mümkün değildir Burada önemli olan husus reklamasyon giderinin gerçekleştiği.yükümlünün iyi niyeti ve belgeleme için gerekli gayreti göstermiş olmasıdır Dolayısıyla belgeleme konusunda olumsuz tespitler olmadığı sürece, sektörün önemi ve özellikleri ile belgeleme konusundaki güçlükler dikkate alınarak sonuca ulaşılmalıdır.” Şeklindedir.
6.Sonuç
Reklamasyon gideri olarak isimlendirilen ödemeler yurtiçinde satılan veya ihraç edilen ürünlerin, istenen nitelikleri taşımaması sipariş koşullarına uymaması siparişlerin belirlenen sürelerde karşılanamaması gibi çeşitli nedenlerle yapılan geri ödemelerden veya alıcı tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutardan kaynaklanmaktadır.
Alıcı ve satıcının yurtiçinde olması durumunda, alıcı satıcı ile vardığı uzlaşma neticesinde düzenleyeceği reklamasyon faturasını (reklamasyonun ilgili olduğu malın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak) satıcı firmaya iletecek, satıcı ise, söz konusu reklamasyon faturası bedelini gider (iskonto) olarak dikkate alabilecektir.
Reklamasyonun ihracı gerçekleştirilen mallarla ilgili olarak ortaya çıkması halinde, ihraç edilen mallar Kanunun (11/1-a) maddesi gereğince katma değer vergisinden istisna olduğundan, yurt dışındaki alıcı tarafından düzenlenecek fatura veya ilgili ülke mevzuatına göre fatura yerine geçen belgelerdeki reklamasyon bedeli üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacaktır. İhracatçı ise, söz konusu reklamasyon faturasına istinaden ihracata ilişkin iskonto veya zarar miktarını gider olarak dikkate alabilecektir.
Ancak, yurt dışındaki alıcıdan bu tür bir belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir belge düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve reklamasyon bedeline isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.
Satıcı firma tarafından yapılan ödemeler veya alıcı firma tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutarlar doğrudan doğruya ilgili kurum açısından gider niteliği kazanmakta ve bu itibarla kurum kazancından indirilmesi kabul edilmektedir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken, söz konusu reklamasyon giderlerinin yapılan işin mahiyetine, ticari teamüllere uygun olması ve muvazaanın olmamasıdır.
Reklamasyon giderlerinin tevsikinde önemli olan husus; ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gereken giderlerin, yasal değeri olan belgeler ile ispatlanıyor olmasıdır. Zira bu konuda Danıştay tarafından verilen kararda (4.Daire 1999/2832 E.2000/1044 K.) ; Reklamasyon bedelleri için yapılan gider kaydına esas belgelerin gerçeği yansıtmadığı yolunda bir tespit yapılmadan sadece ispat edici vesika aranmasının yeterli olmayacağı, belge düzenine uygun olmaması nedeniyle gider kaydının reddinin kabul edilemeyeceği, hükmüne varmıştır.
vergibilimi.com
YASAL UYARI : Yayınlanan yazı/haber tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve “vergibilimi.com” internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
]]>Kaynakça;
1- 11/08/2012 tarihli ve 746 sayılı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge,
2- 30/03/2000 tarihli ve 14084 sayılı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından verilen özelge,
3- 19/10/2006 tarihli ve 82206 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelge,
4- 17/08/2012 tarihli ve 2636 sayılı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge,
5- 12/06/2014 tarih ve 1634 sayılı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge,
6- Danıştay, 11. Daire 1996/409 E.,1996/1057 K. “İçtihat Metni”,
7- Danıştay, 4. Daire 1997/1138 E.,1998/1171 K. “İçtihat Metni”,
8- Danıştay, 4. Daire 1999/2832 E.,2000/1044 K. “İçtihat Metni”,
9- Prof. Dr. Süleyman YÜKÇÜ, Reklamasyon Nedir?,Yaklaşım Yayınları, Say› 93, Eylül 2000,
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (1) numaralı bendinde; safi kazancın tespitinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin indirilebileceği belirtildikten sonra, aynı bentte yer alan parantez içi hükümde;
“İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurtdışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.” denilmiştir.
Kanun maddesi metninde yer almamasına rağmen 194 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yurtdışında yapılan teknik hizmetler de götürü gider indiriminden yararlanacak faaliyetler arasında sayılmıştır.
Bu hüküm ile bazı giderlerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göre tevsik edilemediği hallerde de ticari kazancın tespitinde indirimine müsaade edilmiştir.
Götürü gider uygulamasından;
Faaliyetinde bulunan dar mükellefiyet esasında vergilendirilenler dahil, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilecektir.
Bu tür faaliyetleri bulunmayan mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi hükmüne göre götürü gider kaydı ve bu giderleri kazancın tespitinde indirim konusu yapmaları mümkün değildir.
Dar mükellefiyete tabi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de elde edilen hasılata Maliye, Bakanlığınca, belirlenen ortalama emsal nispetlerinin uygulanması suretiyle hesaplandığından, bunların vergiye tabi kazançlarının tespitinde ayrıca, götürü gider uygulamasından yararlanmaları söz konusu olmayacaktır.
Firmaların mezkur faaliyetlerine ilişkin olarak oluşan götürü giderlerinin (belgelendirilememiş giderleri) kaydı, genel esaslara göre belgelendirilmiş ve tevsik edilmiş giderlerinin kaydına engel değildir. Diğer bir deyişle götürü gider belgelendirilmiş giderlere ilaveten uygulanır.
Firmaların; ihracat ve yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj, teknik hizmetler ile taşımacılık faaliyetlerine ilişkin yurt dışında oluşan ve belgelendirilemeyen, tevsik edilemeyen giderlerine karşılık olmak üzere götürü gider olarak kaydedilebilecek tutar, bu faaliyetlerden döviz olarak elde edilen hasılatın binde beşini aşamayacaktır.
Sözü edilen hasılat kavramı içinde değerlendirilecek dövizlerin, kambiyo mevzuatı gereğince Türkiyeye getirilme şartı aranılmayacaktır.
5.1. İhracat Hasılatı
Her türlü ihracat ve yurt dışı taşımacılıktan döviz cinsinden sağlanan hasılat, götürü gider kaydına esas azami tutarın hesaplanmasında dikkate alınabilecektir.
İlgili mevzuat çerçevesinde yapılan;
Götürü gider hesaplanmasına konu olabilecektir.
Ancak,
Götürü gider kaydedilmesinde ihracat hasılatı olarak dikkate alınmayacaktır.
Döviz olarak elde edilen ihracat hasılatının Türk Lirası karşılığının tespitinde, hasılatın kanuni defterlere kaydedildiği tarihte geçerli olan ve T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilmiş döviz alış kurlarının esas alınması gerekmektedir.
Yurt dışında ortak olunan firmalara ayni sermaye olarak mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat ile müteahhitlerin yurt dışındaki şantiyelerine şube, büro, temsilcilik ve acentalık gibi yerlere mal gönderilmesi durumunda da anılan mal bedelleri ihracat hasılatı kapsamında değerlendirilecektir.
5.2. Yurt Dışı Taşımacılık Hasılatı
Her türlü yurt dışı taşımacılık faaliyetinden döviz olarak sağlanan hasılat götürü gider uygulamasına konu olabilecektir “Yurt dışı taşımacılık” ifadesinden başlangıç veya bitiş noktasından herhangi biri veya her ikisi yurt dışında bulunan taşımacılık işlerinin anlaşılması gerekir. Yük taşımacılığının yanı sıra yolcu taşımacılığından sağlanan hasılat da götürü gider uygulamasına konu olabilecektir.
5.3.Yurt Dışında Yapılan İnşaat, Onarma, Montaj ve Teknik Hizmetlerden Sağlanan Hasılat
İnşaat, onarma, montaj ve teknik hizmet faaliyetlerinde götürü gider uygulamasına esas alınacak hasılat, mükelleflerin bu faaliyetlerinden elde edilen ve genel esaslar çerçevesinde tevsik edilen döviz cinsinden yurt dışı hasılatı ifade etmektedir.
Firmaların, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlere ilişkin faaliyetlerin zararla sonuçlanmış olması götürü gider hesaplanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu durumda, götürü olarak hesaplanan giderler, bu zararları artırıcı bir unsur olacak ve genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır.
Öte yandan, yurtdışında yapılan inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazançlar hakkında Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-h maddesine göre istisna uygulayan mükellefler de söz konusu faaliyetlerine karşılık olmak üzere götürü gider hesaplayabileceklerdir.
Bu mükellefler, yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri, söz konusu yurt dışı faaliyetlerden sağlanan kazançlardan düşecekler ve kalan kısmı Türkiye’deki genel netice hesaplarına intikal ettireceklerdir. Böylece Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-h maddesine göre kurumlar vergisinden müstesna tutulacak kazanç tutarı hesaplanan götürü gider tutarı kadar azalmış olacaktır.
Götürü gider uygulaması, mükelleflerin yurt dışındaki işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları giderlerden belgesi temin edilemeyenlerin, anılan faaliyetlerden sağlanan hasılatın belli bir oranını aşmamak şartıyla ticari kazançtan indirilmesini öngören bir müessesedir. Dolayısıyla götürü gider hesaplanabilmesi için harcamanın yapılmış ve işletmenin malvarlığında bir azalma meydana gelmiş olması gerekir.
Bilindiği üzere, Tekdüzen Muhasebe Sistemi ticari kazancın tespitine yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu nedenle mali tablolarda ve hesap planında vergi yasalarınca ticari kazançtan indirimi kabul edilmeyen giderlerin nasıl muhasebeleştirileceği konusunda açıklama yapılmamıştır. Muhasebe sisteminde, işletmenin faaliyetleri sonucunda doğan tüm giderlerin, vergi yasalarınca ticari kazançtan indirilmesi kabul edilmiş olsun veya olmasın doğrudan ilgili oldukları gider hesaplarında muhasebeleştirilmesi gerekmektedir. Muhasebe düzeninden sağlanan bilgilerle dönem sonunda vergi matrahına ulaşılmaktadır.
Buna göre, işletmenin yurt dışı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin de Tekdüzen Muhasebe Sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve dönem sonunda “690 Dönem Kar-Zarar” hesabına aktarılması gerekir. Belgesi temin edilemeyen giderlerin, mezkur açıklamalar çerçevesinde hesaplanacak götürü gider tutarını aşan kısmı, kanunen kabul edilmeyen gider olarak Tekdüzen Muhasebe sistemine göre belirlenen ticari kâra ilave olacaktır. Dolayısıyla, belgesiz giderlere karşılık olmak üzere götürü olarak hesaplanan giderler, ticari kâra eklenmemiş olduğundan vergi matrahına da dahil edilmemiş olacaktır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere götürü gider uygulaması; ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükelleflerce; fiilen harcama yapılmış ve yapılan harcamanın belgesinin temin edilememiş olması halinde söz konusu harcamanın tek düzen hesap planında ilgili hesaplara intikal ettirilmiş bulunması koşuluyla geçerlidir. Başka ifadeyle, harcama yapılmadan götürü gider indirimi yapılması söz konusu değildir.
Örnek: MB Tekstil A.Ş. 2016 yılında döviz karşılığı yapılan ihracattan 150.000.000 tl hasılat elde etmiştir. A.Ş.nin anılan yılda ihracat faaliyeti ile ilgili GVK 40/1 inci maddesi kapsamına giren 1.500.000 tl gideri bulunmaktadır. Bu giderlerin 800.000 tl kadarının belgesi temin edilememiştir. Bu durumda ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.
| Belgelendirilmiş giderler | 700.000 ₺ | |
| Belgelendirilmemiş giderler | 800.000 ₺ | |
| Toplam giderler | 1.500.000 ₺ | |
| Belgesiz giderlere karşılık olmak üzere ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı (150.000.000 x % 05) | 750.000 ₺ | |
| Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (800.000 – 750.000) | 50.000 ₺ | |
| Ticari Kazançtan İndirilecek Belgeli Giderler ile Götürü Olarak Hesaplanan Giderlerin Toplamı (700.000 + 750.000) | 1.450.000 ₺ | |
vergibilimi.com
YASAL UYARI : Yayınlanan yazı/haber tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve “vergibilimi.com” internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
kaynakça;
1- 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu,
2- 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu,
3- Gelir İdaresi Başkanlığına ait 06.04.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01-GV-16-10-7 sayılı, “İhracatta Götürü Gider” konulu özelge,
4- 194 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği (07.03.1996 tarih ve 22573 sayılı Resmi Gazete)
5- 197 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği (16.04.1996 tarih ve 22613 sayılı Resmi Gazete)
6- 233 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği (15.06.2000 tarih ve 24080 sayılı Resmi Gazete)
]]>