js_composer domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home1/uniqaweb/hosting/vergibilimi/wp-includes/functions.php on line 6131İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti ile iştigal edenler tarafından alım satıma konu edilen binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen KDV tutarlarının 22/3/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere indirimine imkan sağlanmaktadır.
Söz konusu tebliğe ulaşmak için tıklayınız.
]]>
– 7161 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle 3065 sayılı KDV Kanununun 24 üncü maddesine eklenen “kur farkı” ibaresine ilişkin olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümleri değiştirilmiştir.
– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin inşasına ilişkin istisna kapsamında yapılabilecek mal teslimleri ve hizmet ifalarına yönelik hükümleri içeren 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendine, 7161 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle eklenen “yenilenebilir ve diğer enerji” ibaresine ilişkin olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümleri değiştirilmiştir.
– 7166 sayılı Kanunla değişik 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde hüküm altına alınan basılı kitap ve süreli yayınların teslimine yönelik istisnanın usul ve esasları belirlenmiştir.
– 7162 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 40 ıncı madde kapsamında 2019 (UEFA) Süper Kupa Finali ve 2020 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali müsabakalarına yönelik getirilen istisna hükmüne ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
– 3065 sayılı Kanunun 38 inci maddesinde hüküm altına alınan ve 6/2/2019 tarih ve 718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile sektör ve vergi oranları belirlenen hasılat esaslı vergilendirmeye ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
Söz konusu tebliğe ulaşmak için tıklayınız.
]]>Söz konusu tebliğe ulaşmak için tıklayınız.
]]>yönelik açıklamalar yapılmıştır.
Söz konusu tebliğe ulaşmak için tıklayınız.
]]>Tarihi : 26.02.2019
Sayısı : vergi-1/2019
İlgili Kanun Maddesi:
Konusu: Katma Değer Vergisi İade Talep Süresinde Yeni Düzenleme
15/02/2019 tarih ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 23 seri no’lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğe göre KDV iade talep süreleri yeniden düzenlenmiştir.
İade Talep Süresi
2019 ve izleyen yılların vergilendirme dönemlerine ilişkin işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki iade talep sürelerine uyulur.
İndirimli Orana Tabi İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi
3065 sayılı Kanunun (29/2) nci maddesine göre, Cumhurbaşkanı tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup indirim yoluyla giderilemeyen ve tutarı Cumhurbaşkanınca tespit edilecek sınırı aşan verginin iadesinin en geç izleyen yıl talep edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede mükelleflerin, indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerini, en geç indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin beyannamelerin (yılın sonuna kadar verilen Ocak-Kasım vergilendirme dönemlerine ilişkin verilen düzeltme beyannameleri dahil) herhangi birinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonuna kadar standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği yılı izleyen yılın sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.
İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.
Örnek 1: (Y) Gıda A.Ş., 2019 yılında yaptığı indirimli orana tabi teslimlerinden doğan KDV iadesini 2020/Temmuz beyannamesinin “Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” tablosundan 439 kodlu satırı seçerek beyan etmiştir. Mükellef 15/11/2020 tarihinde standart iade talep dilekçesi ve belgeleri ibraz etmiş ancak bu iade talebine ilişkin yüklenilen KDV listesini vermemiştir. Mükellef, yüklenilen KDV listesini 15/7/2021 tarihinde sisteme girmiştir.
Buna göre, (Y) Gıda A.Ş. KDV iade talebini süresinde beyan etmekle birlikte, yüklenilen KDV listesini süresinde (31/12/2020 tarihine kadar) sisteme girmediğinden mükellefin iade talebi reddedilecektir.
Örnek 2: (M) İnşaat Ltd. Şti. 2019 yılında teslim ettiği indirimli orana tabi konutlarla ilgili olarak vermiş olduğu 2020/Kasım beyannamesine ilişkin 439 kodlu satırda 500 bin TL “İadeye Konu Olan KDV” beyan etmiştir. (M) İnşaat Ltd. Şti., 27/12/2020 tarihinde standart iade talep dilekçesi ve diğer belgeleri ibraz ederek artırımlı teminat vermek suretiyle iade talebinde bulunmuştur.
Buna göre, (M) İnşaat Ltd. Şti., 2019 yılındaki indirimli orana tabi işlemlerinden kaynaklanan KDV iadesini süresi içinde usulüne uygun olarak talep ettiğinden, iade talebi vergi dairesi tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılacaktır.
Tam İstisna Kapsamındaki İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi
3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre, iade talebinin, iade hakkı doğuran işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar yapılması zorunludur.
Buna göre, Kanunun 32 nci maddesi ile geçici maddelerde yer alan tam istisna kapsamındaki işlemlere ilişkin iade talebinde bulunacak mükelleflerin, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde istisnaya ilişkin yüklenilen KDV sütununu doldurmaları ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. Bu sürelere uygun olarak YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, istisnaya tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.
İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.
Örnek 1: (T) Makine A.Ş., 2019/Şubat döneminde YTB sahibi firmaya sattığı makinelerle ilgili olarak KDV beyannamesinde “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 308 kodlu satırda istisnayı ve bu teslimle ilgili yüklenimini beyan etmiştir.
İade talebi için bu beyan tek başına yeterli değildir. Mükellefin iade talebinin geçerlik kazanması için en geç 31/12/2021 tarihine kadar standart iade talep dilekçesi ve istisnaya ilişkin diğer belgelerin ibrazı zorunludur.
Örnek 2: (Z) Ltd. Şti., 15 Ocak 2019 tarihinde gümrük çıkış beyannamesi kapanan bir ihracat işlemini Ocak/2019 KDV beyannamesinin “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda 301 kodlu satırda beyan etmiş, ancak yüklenilen KDV bölümünü boş bırakarak ihracata ilişkin yüklendiği KDV’yi indirim yoluyla gidermeyi tercih etmiştir.
(Z) Ltd. Şti.’nin bu ihracat işlemine ilişkin iade talep edebilmesi için en geç 31/12/2021 tarihine kadar Ocak/2019 KDV beyannamesinde düzeltme yaparak yüklenilen KDV’yi beyan etmesi ve aynı süre içerisinde standart iade talep dilekçesiyle KDV Genel Uygulama Tebliğinin (II/A-1.1.4.) bölümünde sayılan belgeleri ibraz etmesi gerekmektedir.
Kısmi Tevkifat Uygulanan İşlemlere İlişkin İade Talep Süresi
Mükelleflerin, 3065 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi kapsamındaki kısmi tevkifat uygulanan işlemlerine ilişkin iade taleplerini, tevkifata tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar ilgili dönem beyannamelerinde iadeye konu olan KDV alanında beyan etmeleri ve en geç bu süre içinde standart iade talep dilekçesiyle birlikte iade talepleri için KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde sayılan belgelerle (teminatla talep edilen iadelerde teminat dahil) vergi dairelerine başvurmaları zorunludur. YMM KDV İadesi Tasdik Raporuyla talep edilen iadelerde, söz konusu YMM Raporunun, tevkifata tabi işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonundan itibaren altı ay içinde ibrazı zorunludur. Bu süre içinde YMM Raporunun ibraz edilmemesi halinde iade talebi ivedilikle incelemeye sevk edilir.
İade talep süresinin dolmasından sonra, geçmiş dönemler için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle ve/veya standart iade talep dilekçesi ve ilgili belgeler ibraz edilmek suretiyle iade talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, KDV Genel Uygulama Tebliğinin ilgili bölümlerinde aranan belgeler süresinde ibraz edilmekle birlikte, bu belgelerin muhteviyatında eksiklikler bulunması halinde, eksikliklerin bu süreden sonra tamamlanabilmesi mümkündür.
vergibilimi.com
]]>http://www.gib.gov.tr/node/137308
]]>
Karar ile belediyeler tarafından ruhsat verilen, toplu taşıma hatlarını kiralayan, toplu taşıma hizmetinin hizmet satın alma yolları ile yerine getirilmesi halinde hizmeti sunan ve gelirlerinin tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığı ile tahsil eden otobüs işletmelerinin, münhasıran il sınırları içinde, otobüsle yapmış oldukları toplu taşıma faaliyetlerine ilişkin, 3065 sayılı KDV kanununun 38 inci maddesi kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre hasılatlarına uygulayacakları vergi oranı %1,5 olarak belirlenmiştir.
Cumhurbaşkanı Kararına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz..
]]>
http://www.gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/user_upload/Cumhurbaskani_Karari/476_vuk_ck.pdf
]]>30/11/2018 tarihli ve Mükerrer 30611 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 30/11/2018 tarihli ve 405 sayılı Cumhurbaşkanı
Kararı ile 11/5/2018 tarihli ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 10 uncu maddesinin
onüçüncü fıkrasının (a), (b), (c) ve (e) bentlerinde yer alan
süreler, bitim tarihlerinden itibaren 6 ay uzatılmıştır.
Böylelikle, 7143 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin (13)
fıkrası kapsamında gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında
bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye
piyasası araçlarının yurda getirilerek milli ekonomiye
kazandırılması ile yurt içinde bulunan ancak gelir ve kurumlar
vergisi mükelleflerinin kanuni defter kayıtlarında yer almayan
para, döviz, altın, menkul kıymetler, diğer sermaye piyasası
araçları ve taşınmazların vergi dairesine beyan edilerek kanuni
defter kayıtlarına alınabilmesine ilişkin bildirim, beyan ve
ödeme sürelerinin bitim tarihlerinden itibaren 6 ay uzatılması
sağlanmıştır.
Anonim şirketlerin büyük çoğunluğunda pay senetlerinin basılı olmadığı bilinen bir gerçektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 484 üncü ve 486 ıncı maddesine göre; bedeli tamamen ödenen hamiline yazılı pay senetleri için bedellerinin tamamen ödendiği tarihten itibaren 3 ay içinde pay senetlerinin yönetim kurulunca bastırılıp, pay sahiplerine dağıtılması zorunludur. Bedelleri tamamen ödenmeyen paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar da geçersizdir. Pay senedi bastırılıncaya kadar geçici olarak ilmühaber çıkarılabilir. ilmühaberlere, nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
Paylar hamiline yazılı ise bedellerinin tamamı ödendiği tarihten itibaren 3 ay içinde pay senedinin bastırılması zorunludur. Dolayısıyla çıkarılan ilmühaberler 3 ay geçerlidir. İlmühaberlerin geçerli olmadığı ve pay senetlerinin de bastırılmadığı durumda gelir vergisi ve katma değer vergisi kanunundaki vergi avantajlarından yararlanılamayacaktır.
Gelir Vergisi Kanunu mük.80/1 inci maddesi hükmü gereği; ivazsız elde olunan hisse senetlerinin elden çıkartılması ile bir bedel (ivaz) karşılığı edinilen hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçmesinden sonra sağlanan kazançlar, gelir vergisinin konusuna girmemektedir.
Limited şirketlerde ortaklık hakları veya hisse payları pay senedine (hisse senedine) bağlanmadığından, bu hak veya payların devri halinde elde edilen kazanç, Gelir Vergisi Kanunu’nun mük.80/4 üncü maddesi hükmü gereği değer artışı kazancı olarak vergilendirilecektir.
Gerçek kişilerin anonim şirketlerde sahip oldukları hisse senetlerini elden çıkartmaları yoluyla sağladıkları kazançlar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80 inci maddesi kapsamında Değer Artış Kazancı olarak kabul edilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus gerçek kişilerin kapalı veya aile tipi olarak adlandırılan anonim şirketlerde sahip oldukları hisse senetlerinin bu kapsamda olduğudur. Dolayısıyla borsada işlem gören senetler ise bu yazımızın konusu dışındadır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80 inci maddesinde ivazsız (karşılıksız) olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar değer artışı kazancı olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan maddeye göre; ivazsız elde olunan hisse senetlerinin elden çıkartılması ile bir bedel (ivaz) karşılığı edinilen hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçmesinden sonra sağlanan kazançlar, gelir vergisinin konusuna girmemektedir. Bu düzenleme gerçek kişilerin sahibi oldukları hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların vergilendirilmesine yöneliktir. Dolayısıyla, ticari işletmelere dahil hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen kazançların ticari kazanç hükümlerine göre tespit ve beyanı gerekmektedir.
Hisse senetlerinin 2 yıl süreyle elde tutulduktan sonra satılması halinde doğan değer artış kazancının vergilendirilmeyecek olması hisse senedinin iktisap tarihinin bilinmesini önemli kılmaktadır.
Gerçek kişi ortakların şirketin sermaye artırımına gitmesi dolayısıyla sahip oldukları hisse senetlerinin ve aynı hisse senedinden değişik tarihlerde alım yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde elden çıkarılan hisse senetlerinin iktisap tarihinin belirlenmesi farklılık göstermektedir.
232 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin ” Sermaye Artırımları Dolayısıyla Sahip Olunan Hisse Senetlerinin İktisap Tarihi” başlıklı 2.1. bölümünde; hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde, sermaye ve kar yedeklerinin sermayeye eklenmesi dolayısıyla sahip olunan hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, daha önceden sahip olunan hisse senetlerinin esas alınacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, 232 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde; “Şirketler tarafından sermaye artırımına gidildiği durumlarda, ortaklar rüçhan haklarını kullanmak suretiyle artırılan sermayeyi temsil eden hisse senetlerini almaktadırlar. Hisse senedi sahipleri tarafından rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibari değerleri ödenerek sahip olunan hisse senetleri yönünden iktisap tarihi olarak sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alınacaktır. Ortakların rüçhan haklarını sınırlamak suretiyle sermaye artırımını temsil eden hisse senetlerinin satılması durumunda ise yeni bir alım işleminin gerçekleştiği kabul edilecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların tespitinde uygulanacak hükümlere Gelir Vergisi Kanununun “Safi Değer Artışı” başlıklı mükerrer 81 inci maddesinde yer verilmiştir.
Buna göre, genel olarak değer artışında safi kazanç, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacaktır.
Hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların tespitinde aşağıda belirtilen hususların dikkate alınması gerekmektedir.
1- Hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazancın tespitinde, satış bedelinden elden çıkarılan hisse senetlerinin maliyet bedelinin düşülmesi gerekmektedir. Vergi Usul Kanununun 262 nci maddesinde maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamı olarak tanımlanmıştır.
2- Menkul kıymetlerin elden çıkarılmasında, iktisap bedelinin tevsik edilememesi halinde Vergi Usul Kanununun 266 ncı maddesinde yazılı itibari değer iktisap bedeli olarak kabul edilir.
3- Mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedeli, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilir. Şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olması şarttır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer “Değer Artışı Kazançları” başlıklı 80 inci maddesinin 4. bendi gereği ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artışı kazancı olduğu hükme bağlanmış olup, anılan maddenin devamında “Bu maddede geçen “elden çıkarma” deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan maddede geçen ortaklık hakkı veya ortaklık hissesi her türlü şahıs ve sermaye şirketlerinde, ortakların hisse senedine bağlanmamış hisse payını ifade eder. Bu kapsamda limited şirket ortaklık hakkını veya hissesini temsil eden payların elden çıkarılmasıyla ortaya çıkan kazanç, Gelir Vergisi Kanunu yönünden “Değer Artışı Kazancı” olarak vergilenecektir.
Diğer taraftan, bu düzenleme gerçek kişilerin sahibi oldukları hisse paylarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançların vergilendirilmesine yöneliktir. Dolayısıyla, ticari işletmelere dahil hisse paylarının elden çıkarılmasından elde edilen kazançların ticari kazanç hükümlerine göre tespit ve beyanı gerekmektedir.
Belirtme gerekir ki, Limited şirket ortaklık hakkını veya hissesini temsil eden paylar “Hisse Senedi” ile temsil edilmediğinden Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80 inci maddesinin 1 inci bendi hükmü burada geçerli olmayacaktır.
Anonim şirketlerde bedeli tamamen ödenen hamiline yazılı pay senetleri için bedellerinin tamamen ödendiği tarihten itibaren 3 ay içinde pay senetlerinin yönetim kurulunca bastırılıp, pay sahiplerine dağıtılması zorunludur. Bedelleri tamamen ödenmeyen paylar için hamiline yazılı pay senedi çıkarılamaz. Pay senedi bastırılıncaya kadar geçici olarak ilmühaber çıkarılabilir. Dolayısıyla çıkarılan ilmühaberler 3 ay geçerlidir. İlmühaberlerin geçerli olmadığı ve pay senetlerinin de bastırılmadığı durumda gelir vergisi ve katma değer vergisi kanunundaki vergi avantajlarından yararlanılamayacaktır. Örneğin; Gelir Vergisi Kanunu mükerrer 80 inci maddesinin 1 inci bendine göre bir bedel (ivaz) karşılığı edinilen hisse senetlerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçmesinden sonra sağlanan kazançlar, gelir vergisinden ve Katma Değer Vergisinin 17/4-g maddesi hükmü gereğince hisse senetlerinin teslimi katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.
Anonim şirketlerde hisse paylarının ilmühabere bağlanmaması veya pay senetlerinin (hisse senetlerinin) bastırılmaması durumunda hisse senedine bağlı olmayan hisse payının devri GVK mük.80/1 ve KDV 17/4-g maddesinde yer alan vergisel avantajlardan yararlanmayacaktır. Bu durumda kazanç GVK mük.80/4 üncü maddesi kapsamında ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazancı olarak dikkate alınacak ve vergiye tabi olacaktır.
Öte yandan, Limited şirket ortaklık hakkını veya hissesini temsil eden paylar “Hisse Senedi” ile temsil edilmediğinden Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80 inci maddesinin 1 inci bendi hükmü burada geçerli olmayacak elde edilen kazanç aynı kanun maddesinin 4 üncü bendi kapsamında değer artış kazancı olarak vergiye tabi tutulacaktır.
vergibilimi.com
kaynakça;
]]>