Notice: Function _load_textdomain_just_in_time was called incorrectly. Translation loading for the js_composer domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home1/uniqaweb/hosting/vergibilimi/wp-includes/functions.php on line 6131

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home1/uniqaweb/hosting/vergibilimi/wp-includes/functions.php:6131) in /home1/uniqaweb/hosting/vergibilimi/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Makaleler – Vergi Bilimi http://vergibilimi.karabalymm.com Vergi - Mevzuat - Hukuki Danışmanlık - Vergi Sirküleri gibi vergisel ihtisas alanlarında yorum ve değerlendirmelerde bulunarak açıklık kazandırmaktadır Fri, 24 Nov 2017 11:14:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 http://vergibilimi.karabalymm.com/wp-content/uploads/2017/07/cropped-logo-e1501517968641-32x32.jpg Makaleler – Vergi Bilimi http://vergibilimi.karabalymm.com 32 32 Konut veya İş Yeri Teslimlerinde Sıfır KDV http://vergibilimi.karabalymm.com/konut-veya-is-yeri-teslimlerinde-sifir-kdv/ Fri, 24 Nov 2017 09:36:02 +0000 http://vergibilimi.com/?p=1079
  • Giriş
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına 23/2/2017 tarihli ve 6824 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile 1/4/2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere,

    “i) Konut veya iş yeri olarak inşa edilen binaların ilk tesliminde uygulanmak ve bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmek kaydıyla, Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde belirtilenler hariç olmak üzere çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara yapılan konut veya iş yeri teslimleri (Şu kadar ki bentte öngörülen şartları taşımadığı halde istisnanın uygulandığının tespit edilmesi halinde zamanında tahsil edilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden mükellef ile birlikte alıcı müteselsilen sorumludur. İstisna kapsamında teslim alınan konut veya iş yerinin bir yıl içerisinde elden çıkarılması halinde zamanında tahsil edilmeyen verginin, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faiziyle birlikte tapu işleminden önce elden çıkaran tarafından ödenmesi şarttır.)” bendi eklenmiştir.

    Yapılan düzenlemeyle, ülkemize döviz girişinin arttırılması ve inşaat sektörünün teşvik edilmesi amacıyla inşa edilen işyeri ve konutların; satış bedelinin yurtdışından getirilecek döviz olarak ödenmesi şartıyla, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir işyeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara ilk satışı, katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

    Çalışmamızda bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.

     

    1. Konut veya İş Yeri Teslimlerinde KDV İstisnası

    2.1. İstisna Kapsamına Giren Taşınmazlar

    Katma Değer Vergisi Kanunun (13/i) maddesinde düzenlenen istisnanın kapsamına konut veya iş yeri olarak inşa edilen binalar girmektedir.

    Konut veya iş yerinin bu istisna kapsamında teslime konu edilebilmesi için; konut veya iş yeri olarak inşa edilen binanın yapı ruhsatının bulunması ve alıcıların kullanımına hazır vaziyette fiilen teslim edilmesi şarttır. Kat irtifakı kurulabilen konut veya iş yerlerinde ayrıca kat irtifakının kurulmuş olması gerekir. Yapı ruhsatında konut, dükkan, ofis, büro, rezidans, apart daire, devre mülk ve benzeri olarak tanımlanan konut veya iş yerleri istisna kapsamında değerlendirilir.

    İstisna uygulamasında, kat mülkiyeti kurulan konut veya iş yerlerinin tesliminde fiili teslimin tevsiki aranmaz.

     

    2.2. İstisna Konut veya İşyerinin İlk Tesliminde Uygulanır

    Konut ve işyeri teslimlerinde uygulanacak istisna, konut veya iş yerini inşa eden mükellefin yapacağı ilk teslimde uygulanır. Konut veya iş yerinin inşa edenlerden satın alınarak bir başkasına satılması halinde yapılan konut veya iş yeri teslimi ilk teslim olarak değerlendirilmez.

    Örnek

    (A) Yapı A.Ş. inşa ettiği toplam 10 adet bağımsız bölümden oluşan binayı toplu olarak (B) Emlak A.Ş.’ye satmıştır. (B) Emlak A.Ş.’de satın aldığı bu konut ve iş yerlerinin bir kısmını Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere satmıştır. Bu durumda (B) Emlak A.Ş. tarafından yapılan bu teslimler ilk teslim olmadığından istisna kapsamında değerlendirilmez.

     

    2.3. Konut veya İşyerinin Arsa Sahibi Tarafından Teslimi İlk Teslim Sayılmaz

    Katma Değer Vergisi Kanunun (2/5) inci maddesine göre trampa, iki ayrı teslim hükmündedir. Bu hükme göre, arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimidir. Buna göre arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyerinin arsa sahibi tarafından teslimi ilk teslim kapsamında değerlendirilmez.

    Örnek

    (B) Konut A.Ş. kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında (C) Emlak Ltd. Şti.’den aldığı arsa üzerinde inşa ettiği konutlardan bir kısmını sözleşme gereği (C) Emlak Ltd. Şti.’ye devretmiştir. (C) Emlak Ltd. Şti.’de bu konutları istisna kapsamında bulunan alıcıya satmıştır. Söz konusu satış işlemi, istisnanın diğer şartları sağlanmış olsa dahi ilk teslim kapsamında değerlendirilmeyeceğinden yapılan satış işleminde istisna uygulanmaz.

     

    2.4. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

    İstisna;

    – Çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına (resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları hariç),

    – Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere,

    – Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara ,yapılan konut veya iş yeri teslimlerinde uygulanır.

    Bu istisnadan yararlanma şartlarını taşıyan alıcıların, istisna kapsamında birden fazla konut veya iş yeri alması mümkündür.

     

    2.4.1. İstisnadan Faydalanacak Türk Vatandaşları

    Bu istisnadan faydalanacak alıcının Türk vatandaşı olması durumunda;

    – İstisna kapsamında teslimin yapılacağı tarih itibariyle geçerli olan yurt dışında çalışma veya oturma iznine sahip olması,

    – Çalışma veya oturma iznini, istisna kapsamında teslimin yapılacağı tarihten en az altı ay önce almış olması,

    – Çalışma veya oturma izninin alındığı tarih ile istisna kapsamında teslimin yapılacağı tarih arasında en az altı ay yurt dışında bulunması, şartlarını birlikte sağlaması gerekmektedir.

    İstisna kapsamında konut veya iş yeri tesliminde bulunacak satıcı mükellefler; istisna kapsamında olduğunun tevsikine ilişkin olarak alıcı Türk vatandaşının,

    – Yukarıda yer verilen şartları sağlayan ikamet ettiği ülke resmi makamlarından alınmış ikamet tezkeresi veya bu mahiyette bir belge veya ilgili ülke resmi makamlarından alınmış çalışma izninin bulunduğunu,

    – Çalışma veya oturma izninin alındığı tarihten itibaren en az altı ay yurt dışında bulunduğunu,

    – Gelir Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendi kapsamında olmadığını , gösteren ilgili ülkede bulunan Türk elçilik veya konsoloslukları tarafından verilen belgeyi konut veya iş yeri tesliminden önce alıcıdan almalıdır.

     

    2.4.2. İstisnadan Faydalanacak Yabancı Uyruklu Gerçek Kişiler

    5901 sayılı Kanunun (3/1-d) maddesinde, yabancının Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiyi ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.

    Gelir Vergisi Kanununun “Türkiye’de yerleşme” başlıklı 4 üncü maddesine göre, ikametgahı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.) Türkiye’de yerleşmiş sayılır. Aynı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer kimselerle tahsil veya tedavi veya istirahat veya seyahat maksadıyla gelenler ile tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olan yabancılar memlekette altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye’de yerleşmiş sayılmazlar.

    Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan ve Gelir Vergisi Kanununa göre Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler bu istisnadan faydalanabilir.

    Öte yandan, 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca kendilerine mavi kart verilen ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler de bu istisnadan faydalanabilir.

    İstisna kapsamında konut veya iş yeri tesliminde bulunacak satıcı mükellefler; alıcıların istisna kapsamında olduğunun tevsikine ilişkin olarak,

    – Uyruğunda bulunduğu ülke tarafından verilmiş pasaportun fotokopisini (çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerde mavi kartın fotokopisini),

    – Yabancı uyruklu gerçek kişinin Türkiye’de yerleşmiş olmadığına dair konut veya iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesinden alınacak belgeyi, konut veya iş yeri tesliminden önce alıcıdan almalıdır.

     

    2.4.3. İstisnadan Faydalanacak Tüzel Kişiler

    Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlar bu istisnadan faydalanabilir.

    Kanuni merkezden maksat, vergiye tabi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir. İş merkezi ise iş bakımından işlemlerin bilfiil toplandığı ve yönetildiği merkezdir.

    İstisna kapsamında konut veya iş yeri tesliminde bulunacak satıcı mükellefler; alıcıların istisna kapsamında olduğunun tevsikine ilişkin olarak,

    – Kuruluş ve faaliyetin devam ettiğine dair kurumun kanuni merkezinin bulunduğu ülke resmi makamlarından alınmış belgeyi,

    – Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmadığına ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmediğine dair konut veya iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesinden alınacak belgeyi, konut veya iş yeri tesliminden önce alıcıdan almalıdır.

     

    1. Satış Bedelinin Türkiye’ye Getirilmesi

    3.1. Satış Bedelinin Döviz Olarak Türkiye’ye Getirilme Zamanı

    Konut veya iş yeri tesliminde KDV istisnasının uygulanabilmesi için, bedelin en az %50’sinin satışa ilişkin faturanın düzenlendiği tarihten önce, kalan kısmının da en geç bir yıl içerisinde alıcı tarafından döviz olarak Türkiye’ye getirilerek satıcıya ödenmesi gerekir.

    İstisnaya ilişkin KDV iadesi, bedelin tamamının Türkiye’ye getirilerek satıcıya ödenmesinden sonra yapılır.

    Örnek

    Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu Bay (A) ile (B) Yapı A.Ş., inşası tamamlanan 500.000 Dolar bedelindeki konutu, bedelin %50’si peşin, kalan tutarı 6 eşit taksitte ödenmek suretiyle satışı konusunda anlaşmıştır. Peşinat, faturanın düzenlenmesinden önce döviz olarak Türkiye’ye getirilmiş ve satıcıya ödenmiştir. Kalan tutar ise fatura düzenlendikten sonra aylık taksitler halinde yurt dışından döviz olarak getirilecek ve satıcıya ödenecektir.

    Faturanın düzenlenmesinden önce bedelin yarısı alıcı tarafından döviz olarak Türkiye’ye getirilip satıcıya ödendiğinden bu satış işleminde KDV hesaplanmaz.

     

    3.2. Satış Bedelinin Döviz Olarak Türkiye’ye Getirildiğinin Tevsiki

    Yurt dışında bulunan dövizin, Türkiye’deki bir bankaya transfer edilmek suretiyle getirilmesi esastır. Dövizin Türkiye’deki bankaya transfer edilmesi durumunda, yapılan transfer işlemi banka dekontu ile tevsik edilir. Ödemenin, yurt dışındaki bankalar tarafından verilen kredi kartları ile yapılması mümkün olup, bu kredi kartları ile yapılan ödemelere ilişkin dövizin Türkiye’ye getirildiğinin yurt içindeki ilgili banka tarafından verilecek bir dekont veya yazı ile tevsik edilmesi gerekir.

    Yurt dışında bulunan dövizin Türkiye’ye alıcı tarafından fiziki olarak getirilmesi de mümkün olup, bu durumda dövizin Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde gümrük idaresinden alınan belgeler kullanılır.

    Diğer taraftan, dövizin Türkiye’ye fiziken getirilmesi veya alıcının Türkiye’de bulunan hesabına yurt dışından transfer edilmesi durumunda, söz konusu bedelin satıcıya banka aracılığıyla ödenmesi ve bu ödemenin banka dekontuyla tevsik edilmesi gerekmektedir. Yurt dışından döviz olarak getirilen bedelin satıcıya Türk Lirası olarak ödenmesi de mümkündür.

    6824 sayılı Kanunun Resmî Gazete’de yayımlandığı 8/3/2017 tarihinden önce getirilen dövizler, bu istisna kapsamında Türkiye’ye getirilen döviz olarak değerlendirilmez. Ancak, belirli konut veya iş yeri almak amacıyla bu tarihten önce getirilen ve satıcıya ödenen dövizler, tevsik edilmek şartıyla istisna kapsamında teslime konu edilen konut veya işyerlerine ilişkin Türkiye’ye getirilen döviz olarak kabul edilir.

     

    1. Konut veya İş Yerinin Bir Yıl İçerisinde Elden Çıkarılması

    Konut veya iş yeri tesliminde istisna uygulanabilmesi için, tapuda işlem tesis edilmiş olması gerekir.

    İstisna kapsamında satış yapanlar, konut veya iş yeri satışının Katma Değer Vergisi Kanununun (13/i) maddesi kapsamında KDV’den istisna olarak yapıldığını tapu müdürlüklerine bildirirler. Bu bildirim üzerine, tapu müdürlükleri tarafından tapu kütüğünün beyanlar hanesine, bu konut veya işyerlerinin bir yıl içerisinde elden çıkarılması halinde zamanında tahsil edilmeyen verginin, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil faizi oranında hesaplanan gecikme faiziyle birlikte ödeneceği hususunda şerh konulur.

    İstisna kapsamında teslim alınan konut veya iş yerinin bir yıl içerisinde elden çıkarılması halinde zamanında tahsil edilmeyen vergi, gecikme faiziyle birlikte tapu işleminden önce elden çıkaran tarafından taşınmazın bulunduğu yer vergi dairesine ödenir. Ödemenin yapıldığına ve devrin yapılmasının mümkün olduğuna dair ilgili vergi dairesinden alınan yazı ibraz edilmeden tapu müdürlükleri tarafından devir işlemi gerçekleştirilmez.

    Bir yıllık süre dolduktan (bir yıllık süre olarak izleyen yılın aynı ay ve aynı günü dikkate alınır) sonra yapılacak devir işlemlerinde vergi ve tecil faizi aranmaz.

     

    1. İstisnanın Usulüne Uygun Olarak Gerçekleşmemesi

    Katma Değer Vergisi Kanununun (13/i) maddesinde öngörülen şartları taşımadığı halde istisnanın uygulandığının tespit edilmesi halinde, zamanında tahsil edilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden mükellef ile birlikte alıcı da müteselsilen sorumlu tutulur.

    İstisna kapsamında teslime konu edilen konut veya iş yerine ilişkin bedelin en az %50’sinin satışa ilişkin faturanın düzenlendiği tarihten önce, kalan kısmının da en geç bir yıl içerisinde alıcı tarafından döviz olarak Türkiye’ye getirilerek satıcıya ödenmemesi halinde zamanında tahsil edilmeyen vergi, satıcı ile birlikte alıcıdan vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile birlikte aranır.

     

    1. Sonuç

    Yapılan düzenlemeyle, ülkemize döviz girişinin arttırılması ve inşaat sektörünün teşvik edilmesi amacıyla, inşa edilen işyeri ve konutların; satış bedelinin yurtdışından getirilecek döviz olarak ödenmesi şartıyla, çalışma veya oturma izni alarak altı aydan daha fazla yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir işyeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara ilk satışı, katma değer vergisinden istisna edilmiştir..

    vergibilimi.com

    Kaynakça;

    1- 08.03.2017 Tarih ve 30001 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 6824 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

    2- 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu,

    3- 26 Nisan 2014 Tarih ve 28983 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği,

    4- 05 Mayıs 2017 Tarih ve 30057 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 12 seri no’lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ,


    YASAL UYARI : Yayınlanan yazı/haber tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve “vergibilimi.com” internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.

    ]]>
    KAT KARŞILIĞI İNŞAAT KAPSAMINDAKİ TESLİMLERDE KDV- EMSAL BEDEL TESPİTİ- ARSA TESLİMİNDE İSTİSNA UYGULAMASI http://vergibilimi.karabalymm.com/kat-karsiligi-insaat-kapsamindaki-teslimlerde-kdv-emsal-bedel-tespiti-arsa-tesliminde-istisna-uygulamasi/ Mon, 13 Nov 2017 10:42:54 +0000 http://vergibilimi.com/?p=1049
  • Giriş
  • Müteahhitlik firmaları genelde, yeterli finansmana sahip olmamaları ya da satın almanın finansman maliyetine katlanmayı karlı görmememleri nedeniyle, arsa satın almak yerine arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yoluna gitmektedir. Dolayısıyla mevcut finansman kaynaklarını arsa satın almak yerine daha fazla inşaat üretimine harcamaktadır.

    Arsa sahipleri tarafından da; arsanın mevcut durumundan daha değerli bir hale gelmesi, herhangi bir harcama yapmadan yeni bina imkanına kavuşulması v.s. gerekçeler ile arsanın kat karşılığı verilmesi tercih edilmektedir.

    Bu çalışmamızda arsa karşılığı inşaat işlerinde; hem bağımsız birim (konut, iş yeri) karşılığında arsasını müteahhite teslim eden arsa sahibinin hem de arsa karşılığında arsa sahibine bağımsız birim tesliminde bulunan müteahhidin, bu teslimler nedeniyle, Katma Değer Vergisi Kanunu karşısındaki durumu irdelenmiş, her iki tarafın bu işlemlerle sınırlı olmak üzere yükümlülükleri açıklanmıştır.

    Çalışmamızın 3. Bölümünde; arsa sahibine yapılacak teslimlerde KDV matrahını belirleyici emsal bedelin, öncelikle VUK 267/2 de yer alan “maliyet esası” usulüne göre belirlenmesi gerektiği kişisel görüşümüzün gerekçesi açıklanmıştır.

    Son olarak, arsa sahibi kurumun aktifinde iki tam yıl süreyle bulunan arsanın kat karşılığı inşaat işleri kapsamında teslimi durumunda KDV kanunun “Diğer İstisnalar” başlıklı 17/4 üncü maddesinin (r) bendide yer alan istisnanın uygulanıp uygulanmayacağı açıklanmıştır.

    1. Kat Karşılığı İnşaat İşlerinde Arsa ve Bağımsız Birim Teslimlerinin KDV Karşısındaki Durumu

    Katma Değer Vergisi Kanunun; 1/1 inci maddesi ile ticari, sınai, zirai, faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabi tutulmuş, 2 nci maddesinin 5 inci bendinde ise trampanın iki ayrı teslim olduğu hükme bağlanmıştır.

    Arsa karşılığı inşaat işinde KDV uygulaması konusunda Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin I-A/8 bölümünde; “Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimidir.” açıklamasına yer verilmiştir.

    Öte yandan 60 no’lu Katma Değer Vergisi Sirkülerinde yer alan açıklamalara göre; Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır. Taşınmazda teslim kural olarak tapuya tescil ile gerçekleşmekle birlikte, tapuya tescilden önce bağımsız birimlerin alıcının tasarrufuna terk edilmesi durumunda da vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

    Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa teslimi KDV’ye tabidir. Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde KDV uygulanmaz. Diğer taraftan müteahhit tarafından arsa sahibine arsasının karşılığı olarak yapılan konut/işyeri tesliminde, emsal bedel üzerinden KDV uygulanır.

    KDV Genel Uygulama Tebliğinde arsa sahibine yapılacak teslimlerde KDV matrahının emsal bedel olacağı belirtilmiş olsa da emsal bedelin bu konuda hangi sıra ile belirleneceği açıklanmamıştır.

    1. Arsa Sahibine Teslim Edilen Bağımsız Birimlerin Emsal Bedeli VUK 267/2 Maliyet Esasına Göre Belirlenecektir

    KDV Genel Uygulama Tebliğinde arsa sahibine yapılacak teslimlerde KDV matrahının emsal bedel olacağı belirtilmiş olsa da emsal bedelin bu konuda hangi sıra ile belirleneceği açıklanmamıştır. Vergi Usul Kanunun “Emsal Bedel ve Emsal Ücret” başlıklı 267 inci maddesinde ise emsal bedelin; belirlenen sıraya göre tespit edileceği hüküm altına alınmış olup, birinci sırada ortalama fiyat esasının, ikinci sırada maliyet esasının, üçüncü sırada takdir esasının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

    Müteahhit tarafından, arsa sahibine, arsasına karşılık olarak yapılan teslimlerde uygulamada VUK 267/2 de yer alan “maliyet esası” dikkate alınmakta ve emsal bedel bu esasa göre tespit edilmektedir. Ancak Vergi İdaresi son zamanlarda bu konuda verilen bazı özelgeleri gerekçe göstererek öncelikle VUK 267/1 de yer alan “ortalama fiyat esasının” dikkate alınması gerektiğini öne sürmekte ve mükellef açısından eleştiri konusu yapmaktadır.

    Bu konudaki kişisel görüşümüz; müteahhit tarafından, arsa sahibine, arsasına karşılık olarak yapılan teslimlerde, emsal bedelin, öncelikle VUK 267/2 de yer alan “maliyet esası” usulüne göre belirlenmesi gerektiği yönündedir.

    213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 262 nci maddesinde, maliyet bedeli iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamı olarak tanımlanmıştır. Aynı kanunun 269 uncu maddesinde, iktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği, 270 inci maddesinde, gayrimenkullerde maliyet bedeline mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderlerin girdiği, 271 inci maddesinde ise, inşa edilen binalarda ve gemilerde, imal edilen makine ve tesisatta, bunların inşa ve imal giderlerinin satın alma bedeli yerine geçeceği hükme bağlanmıştır.

    Kat karşılığı inşaat işlerinde toplam maliyet arsa maliyeti ile inşaat maliyetinin toplamından oluşmaktadır. Her bir daire, iş yeri veya katın maliyeti ise belirli ölçü ve esaslara göre binanın tüm maliyetinden, bunlara, pay verilerek tespit edilmektedir.

    Toplam inşaat maliyeti, arsa sahibine verilen daire ve iş yerlerinin inşası için yapılan harcamalar ile müteahhidin kendisine kalan daire ve işyerleri için yapılan harcamalardan oluşmaktadır. inşaatın toplam maliyetinin arsa sahibine verilen daire ve işyerlerine isabet eden kısmı ile arsa sahibine yapılan nakit ödemelerin toplamı ise toplam arsa maliyetini (müteahhidin kendisine ait dairelerin arsa maliyeti) vermektedir.

    Bu durumda, arsa sahibine verilen daire ve iş yerlerinin emsal bedelini maliyet esası yerine ortalama fiyat esasına göre belirleyecek olursak, inşaatın arsa maliyeti dolayısıyla inşaatın toplam maliyeti gerçek durumu yansıtmayacaktır.

    Diğer taraftan, inşasında kullanılan malzemeye göre maliyeti, bulunduğu yer ve konuma göre değeri farklılık arz edecek olan konutların,VUK 267/1’e göre aynı cins ve neviden sayılarak ortalama fiyat esasına tabi tutulması durumunda, uygulamada çeşitli zoruluklar ve haksız sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.

    VUK 267/2 maddesinde maliyet bedeli esasına göre; Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.

    Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda, kişisel görüşümüz; müteahhit tarafından, arsa sahibine, arsasına karşılık olarak yapılan teslimlerde, emsal bedelin, öncelikle VUK 267/2 de yer alan “maliyet esası” usulüne göre belirlenmesi gerektiği yönündedir.

    Diğer taraftan, emsal bedel belirlenirken KDV kanunu madde 27/4’te yer alan “….emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamüle düşen hissenin bedele katılması mecburidir.” Hükmünün dikkate alınması gerekmektedir.

    1. Arsa Sahibinin KDV Karşısındaki Durumu

    4.1. Kat Karşılığı İnşaat İşlerinde Arsa Teslimi ve KDV

    Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimidir.

    Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin I-A/8.1 bölümünde; Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa tesliminin KDV’ye tabi olacağı, ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde ise vergi uygulanmayacağı, açıkça belirtilmiştir.

    Öte yandan 60 no’lu Katma Değer Vergisi Sirkülerinde özetle; arsa karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine bağımsız birim (konut veya işyeri) teslimidir. Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır. Taşınmazda teslim kural olarak tapuya tescil ile gerçekleşmekle birlikte, tapuya tescilden önce bağımsız birimlerin alıcının tasarrufuna terk edilmesi durumunda da vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

    Dolayısıyla, arsa sahibinin arsa tesliminin ticari nitelikli olması durumunda arsa için, müteahhidin ise arsa sahibine teslim ettiği bağımsız birimler için, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih itibariyle eş zamanlı olarak fatura düzenlemesi gerekmektedir.

    Buna göre;

    – Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada arsa karşılığı alınan bağımsız birimlerin emsal bedeli üzerinden genel oranda KDV hesaplanması gerekmektedir.

    – Arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde arızi faaliyet olarak arsasını bağımsız birimler karşılığında müteahhide tesliminde KDV uygulanmayacaktır.

    – Vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte,müteahhitten arsa sahibine yapılacak bağımsız birim teslimleri için müteahhit tarafından düzenlenecek faturada bağımsız birimin niteliğine göre emsal bedeli üzerinden % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir.

    Ayrıca, her iki teslimde de işlem bedelinin emsaline göre açıkça düşüklük göstermesi halinde KDV Kanununun 27/3 üncü maddesine göre işlem yapılacağı tabiidir.

    Emsal bedel belirlenirken diğer önemli bir husus ise KDV kanunu 27/4 maddesinde yer alan “ Katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılması mecburidir.”  hükmün dikkate alınması gerekmektedir.

    4.2. Arsa Sahibi Kurumun Aktifinde İki Tam Yıl Süreyle Bulunan Arsanın Kat Karşılığı Tesliminde İstisna Uygulaması (KDV 17/4-r)

    Katma Değer Vergisi Kanunun; 1/1 inci maddesi ile ticari, sınai, zirai, faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabi tutulmuş, 2 nci maddesinin 5 inci bendinde ise trampanın iki ayrı teslim olduğu hükme bağlanmıştır.

    Aynı Kanunun 17/4-r maddesi uyarınca, kurumların aktifinde en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerin satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimlerin KDV’den istisna bulunmaktadır.

    Arsa karşılığı inşaat işinde KDV uygulaması konusunda Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin I-A/8 bölümünde; “Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyeri teslimidir.” açıklamasına yer verilmiştir.

    Öte yandan 60 no’lu Katma Değer Vergisi Sirkülerinde yer alan açıklamalara göre; Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır. Taşınmazda teslim kural olarak tapuya tescil ile gerçekleşmekle birlikte, tapuya tescilden önce bağımsız birimlerin alıcının tasarrufuna terk edilmesi durumunda da vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

    Söz konusu tebliğ ve sirkülerde yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında gerçekleşen işlemlerde vergiyi doğuran olay inşa edilen konutların arsa sahibine devir ve teslimi anında meydana gelecektir. Buna göre, arsanın bağımsız birim inşa edilmek üzere müteahhide tevdii sırasında arsa teslimi ile ilgili olarak vergiyi doğuran olay vuku bulmamakta, bağımsız birimlerin arsa sahibine teslim edildiği tarihte her iki teslim için (arsa ve bağımsız birimler) karşılıklı ve eş zamanlı olarak vergiyi doğuran olay meydana gelmektedir.

    Ancak, arsaya karşılık verilecek konutların tesliminden önce mülkiyetinin konut tesliminde bulunacak kişi ya da kurum adına tapuda tescilinin yapılması halinde arsa teslimi bakımından vergiyi doğuran olay tapuya tescil anında gerçekleşecektir.

    Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; arsa sahibi kurumun (şirket, kooperatif) aktifinde bulunan arsanın müteahhit firmaya işyeri veya konut karşılığı teslimi KDV’ye tabi bulunmakta olup, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarih itibariyle arsanın kurumun aktifinde en az iki tam yıl süreyle kalmış olması halinde arsanın devri işlemi KDV kanunun 17/4-r maddesi uyarınca KDV’den istisna olacaktır.

    1. SONUÇ

    Arsa karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine bağımsız birim (konut veya işyeri) teslimidir. Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır.

    Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa teslimi KDV’ye tabidir. Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsasını daire veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde KDV uygulanmaz. Diğer taraftan müteahhit tarafından arsa sahibine arsasının karşılığı olarak yapılan konut/işyeri tesliminde, emsal bedel üzerinden KDV uygulanır.

    KDV Genel Uygulama Tebliğinde arsa sahibine yapılacak teslimlerde KDV matrahının emsal bedel olacağı belirtilmiş olsa da emsal bedelin bu konuda hangi sıra ile belirleneceği açıklanmamıştır.

    Müteahhit tarafından, arsa sahibine, arsasına karşılık olarak yapılan teslimlerde uygulamada VUK 267/2 de yer alan “maliyet esası” dikkate alınmakta ve emsal bedel bu esasa göre tespit edilmektedir. Ancak Vergi İdaresi son zamanlarda bu konuda verilen bazı özelgeleri gerekçe göstererek öncelikle VUK 267/1 de yer alan “ortalama fiyat esasının” dikkate alınması gerektiğini öne sürmekte ve mükellef açısından eleştiri konusu yapmaktadır.

    Yukarıda gerekçeleri ile açıkladığımız üzere bu konudaki kişisel görüşümüz; müteahhit tarafından, arsa sahibine, arsasına karşılık olarak yapılan teslimlerde, emsal bedelin, öncelikle VUK 267/2 de yer alan “maliyet esası” usulüne göre belirlenmesi gerektiği yönündedir.

    VUK 271 inci maddesi hükmü gereğine uygun olarak, arsa sahibine teslim edilen daireler için düzenlenen fatura bedelinin arsa maliyeti olarak toplam üretim maliyetine dahil edilmesi gerekmektedir. Arsa sahibine teslim edilecek dairelerin emsal bedeli (KDV matrahı); VUK nun 267/2 de yer alan “maliyet esası” usulü ve KDV kanunun 27/4 madde hükmü dikkate alınmak suretiyle tespit edilecektir.

    Arsa sahibi kurumun (şirket, kooperatif) aktifinde bulunan arsanın müteahhit firmaya işyeri veya konut karşılığı teslimi KDV’ye tabi bulunmakta olup, vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarih itibariyle arsanın kurumun aktifinde en az iki tam yıl süreyle kalmış olması halinde arsanın devri işlemi KDV kanunun 17/4-r maddesi uyarınca KDV’den istisna olacaktır.

                                                                                                              vergibilimi.com

    Kaynakça;

    1- Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (26 Nisan 2014 Tarih ve 28983 sayılı RG)

    2- Katma Değer Vergisi Sirkuleri/ 60 (08.08.2011 Tarih ve KDVK-60/2011-1 Sayılı)

    3- Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı, Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğüne ait Özelge       (05.03.2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.02-300.11.92-105 sayılı Özelge)


    YASAL UYARI : Yayınlanan yazı/haber tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve “vergibilimi.com” internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.

    ]]>
    Reklamasyon Gideri http://vergibilimi.karabalymm.com/reklamasyon-gideri/ Thu, 19 Oct 2017 18:22:15 +0000 http://vergibilimi.com/?p=787 1- Giriş

    Ticareti yapılan mal veya hizmetin alıcısı tarafından istenilen evsafa ve kalite standartlarına uygun olmaması, teslimi gerçekleştirilen malların kusurlu olması veya niteliğini kaybetmesi vs. nedenlerle ortaya çıkan sorun alıcı firma için muhtemel ticari ve maddi kayıp niteliğindedir.

    Ticari hayatta bu gibi durumlarda, alıcı firma ile satıcı firma arasında varılan uzlaşma sonucu alıcı tarafından satıcıya düzenlenen Reklamasyon bedeli faturası ile mezkur sorun telafi edilmeye çalışılmaktadır.

    Bu çalışmamızda, başta tekstil sektörü olmak üzere birçok sektörde sıkça karşılaşılan, Reklamasyon işlemlerinin firmaların satışlarının yurtiçi ve yurtdışı olması durumunu da dikkate alarak, vergi kanunları karşısındaki durumunu açıklamaya çalışacağız.

     2- Reklamasyon Nedir?

    Satışı yapılan mal veya hizmetin evsafına uygun olmaması veya kusurlu olmalarından dolayı ortaya çıkan reklamasyon adı verilen fiyat indirimleri özellikle tekstil sektörü ve diğer sektörlerde sıkça karşılaşılan uygulamadır. Alıcı firmanın satıcı firmaya reklamasyon gideri olarak fatura düzenlemesi biçiminde yaşanan reklamasyon mevzuu, faturalarda sadece “reklamasyon” olarak ifade edilmesine rağmen uygulama nedenleri ve biçimleri farklı olabilir. Reklamasyon gideri üç farklı ihtimal şeklinde uygulama alanı bulur; İskonto biçiminde reklamasyon,  Malın iadesi biçiminde reklamasyon, Tazminat ve Ceza biçiminde reklamasyon.

    Reklamasyon faturası, satışı gerçekleştirilen mal veya hizmetin yeterli özellik, nitelik, kalite ve belirlenen standarda uygun olmaması nedeniyle alıcı ve satıcının uzlaşarak belirlediği yeni duruma uygun olarak, alıcı tarafından düzenlenmesi gereken belgedir.

    2.1. İskonto biçiminde reklamasyon

    Satışı yapılan malların evsafına uygun olmaması veya kusurlu olması, satılan hizmetin istenilen kalite düzeyinde olmaması nedeni ile alıcının satış fiyatında sonradan indirim (iskonto) talep etmesidir. Satışı yapılan mal veya hizmetin satış bedeli üzerinden anlaşılan bir indirim tutarı üzerinde alıcı ile satıcı anlaşarak, iskonto tutarı belirlenir ve alıcının bu indirim tutarı kadar satıcıya fatura düzenlemesi istenir. Önemli olan söz konusu indirimin, malların evsafına uygun olmaması veya kusurlu olması, satılan hizmetin istenilen kalite düzeyinde olmaması nedeni ile yaşanmış olması gerekir. Öte yandan Belli bir zaman diliminde ödeme yapılması şartıyla malların fatura fiyatı üzerinden yapılan indirim olarak tanımlanan “nakit iskontosu” ile alıcının belli tutarlar üzerinde alışlarda bulunarak satıcının toplam mal satımına katkıda bulunması nedeniyle kendisine belli oran ya da tutarlarda yapılan indirim “miktar iskontosu” nu reklamasyon olarak düşünmemek gerekir.

    Reklamasyon nedeniyle ortaya çıkan iskonto; ticari teammüllere uygun olması ve 213sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde hem alıcı hem de satıcı nezdinde kayıt ve belgeleri ile tevsiki durumunda, söz konusu reklamasyon gideri gelir ve kurumlar vergisi açısından kanunen kabul edilen gider özelliğindedir.

    Örnek;

    a- Firma KDV hariç 100.000 TL tutarında malı yarısı peşin, yarısı alacaklı olarak  satmıştır. KDV tutarı (%18) ayrıca peşin tahsil edilmştir.

    b- Alıcı firma malların evsafına uygun olmaması, kusurlu olması, yeteri kalitede olmaması gibi gerekçeler ile satıcı firmadan %15 oranında reklamasyon indirimi talep etmiştir. Satıcı, alıcı firmanın reklamasyon (uzlaşma) teklifini kabul etmiştir. Alıcı borcun kalan kısmını ödemiştir.

    a- satış kaydı

    …………………………………… / ……………………………………

    120  Alıcılar                            50.000

    100 Kasa                                  68.000

    600 Yurtiçi Satışlar            100.000

    391 Hesaplanan KDV           18.000

    ……………………………………. / ……………………………………..

    b- Reklamasyon giderinin kaydı ve tahsilat

    ……………………………… / …………………………………

    100 Kasa                            32.300

    611 Satış İskontoları        15.000

    **191 İndirilecek KDV            2.700

    120 Alıcılar        50.000

    ……………………………… / …………………………………

    ** 3065 sayılı KDV kanununun 35 inci maddesi gereği.

     

    2.2. Malın İadesi Biçiminde Reklamasyon

    Reklamasyona konu malların alıcı tarafından satıcıya iade edilmesi durumunda iade edilen mala ilişkin faturada, reklamasyon ifadesi ile birlikte iade edilen malın teknik özelliklerine ve miktarına ilişkin ayrıntılı açıklamaların bulunması gerekmektedir.

    Reklamasyon nedeniyle iade edilen malla ilgili olarak satılan malın maliyetine ve satış iade kaydının hem satılan “ticari mal” veya “mamulün” maliyetine ilişkin hem de satış fiyatına ilişkin iade işlemi yapılması gerekmektedir.

     

    2.3. Tazminat ve Ceza Biçiminde Reklamasyon

    Ticareti gerçekleştirilen mal veya hizmetin alıcısı tarafından kullanılması, tüketilmesi esnasında ortaya çıkan mal veya hizmet kaynaklı zarar, ziyan, kaybın satıcı veya üretici firma tarafından tazmini gerekebilir.

    Bu zarar, ziyan, kaybın tazmini esnasında zarar gören alıcı firma uzlaşılan bedel tutarında satıcı veya üretici firmaya reklamasyon faturası düzenlemelidir. Reklamasyon faturası alıcı firma için gelir olarak kayda alınırken, satıcı veya üretici firma açısından 68- Olağandışı Gider ve Zararlar grubunda izlenmesi uygun olacaktır.

     

    1. Reklamasyon Bedeli Faturasının KDV Karşısındaki Durumu

    3.1. İhracatta ve Yurtiçi Satışlarda Reklamasyon Bedeli Faturasının KDV Karşısındaki Durumu

    3065 sayılı KDV Kanununun Kanunun “Teslim ve Hizmet İşlemlerinde Matrah” başlıklı 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği; (24/c) maddesinde de vade farkı , fiyat farkı , faiz , prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu hükme bağlanmıştır.

    Aynı Kanunun 35 inci maddesinde de malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellefin bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellefin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzelteceği hüküm altına alınmıştır.

    Katma değer vergisine tabi bir mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak ortaya çıkan vade farkı, faiz, fiyat farkı ve mahiyet olarak bunlardan farklı olmayan kur farkları Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca vergiye tabi işlemin matrahına dahil edilerek vergilendirilmektedir. Dolayısıyla, ilgili mal veya hizmet bedelinin uzantısı niteliğinde olan söz konusu unsurlara, ilgili mal veya hizmetin tabi olduğu oranda KDV uygulanması (teslim veya hizmet KDV’den müstesna ise bu unsurların da istisna kapsamında değerlendirilmesi) gerekmektedir.

    Satışı yapılan malların evsafına uygun olmaması veya kusurlu olmalarından dolayı ortaya çıkan reklamasyon adı verilen fiyat indirimleri matrahta değişiklik meydana getirdiği için Kanunun 35 inci maddesi gereğince işlem yapılacaktır. Alıcı tarafından reklamasyon bedeline ilişkin olarak düzenlenecek faturalarda, reklamasyonun ilgili olduğu teslim veya hizmet ifasının tabi olduğu oranda katma değer vergisi hesaplanmalıdır.

    Reklamasyonun ihracı gerçekleştirilen mallarla ilgili olarak ortaya çıkması halinde, ihraç edilen mallar Kanunun (11/1-a) maddesi gereğince katma değer vergisinden istisna olduğundan, yurt dışındaki alıcı tarafından düzenlenecek fatura veya ilgili ülke mevzuatına göre fatura yerine geçen belgelerdeki reklamasyon bedeli üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacaktır.

    Ancak, yurt dışındaki alıcıdan bu tür bir belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir belge düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve reklamasyon bedeline isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.

     

     3.2. İhracat Nedeniyle Yurtdışı Reklamasyon Bedeli Faturalarının Hesaplanacak KDV İadesine Etkisi

    Reklamasyon/fiyat farkı/ceza/iade konusu olan bedellerin mal veya hizmet ihracı ile ilgili olarak ortaya çıkması halinde, ihraç edilen mal veya hizmetler KDV Kanununun 11/1-a maddesi gereğince KDV den istisna olduğundan, yurt dışındaki alıcı tarafından düzenlenecek belgedeki reklamasyon/fiyat farkı/ceza/iade bedelleri üzerinden KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, yurt dışındaki alıcıdan belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir fatura düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve bu bedellere isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.

    Mal veya hizmet ihracı nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyerek iadesi talep edilebilecek KDV tutarının hesabında, reklamasyon/fiyat farkı/ceza/iade bedelleri sonucu matrahta meydana gelen değişiklik sonrası mal veya hizmet bedeli esas alınacaktır.

     4.Reklamasyon İşlemlerinin Belgelendirilmesi ve Tevsiki

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Türkçe Tutma ve Türk Parası Kullanma Zorunluluğu” başlıklı 215 nci maddesinde; bu kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulmasının zorunlu olduğu, aynı kanunun “İspat Edici Kağıtlar” başlıklı 227 inci maddesinde ise kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu, hükme bağlanmıştır.

    Vergi kanunlarımız uyarınca bir belgenin geçerli olabilmesi ve ispat edici bir vesika olarak kabul edilebilmesi için kanunda öngörülen şartları taşıması zorunludur.

    Yurtdışındaki kişi ve kuruluşlardan belge alan firmaların bu belgeleri yasal defter kayıtlarında göstermeleri halinde, belgelerde yazılı bedellerin düzenlendiği tarih itibariyle Merkez Bankası’nca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek kayıtlarda gösterilmesi gerekmektedir.

    Türk Vergi Mevzuatımızın belge ve kayıtların tevsiki konusundaki katı tutumu karşısında, özellikle ihracat yapan firmalar önemli sorunlar ile karşılaşmaktadırlar.

    Ekonomik gelişme halinde olan ülkemizde ihracatın artırılabilmesi için ihracatçı firmaların yurtdışında reklam hizmeti, komisyon ve reklamasyon giderleri yapmaları normal ve mutad olup bu ödemelerin her zaman Vergi Usul Kanunda belirtilen türde belgelerle tevsikinin mümkün olmadığı bilinen bir gerçektir.

    Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3/B maddesi uyarınca vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğu, hükmü göz ardı edilmemelidir.

    Kanaatimizce reklamasyon giderlerinin tevsikinde önemli olan husus; ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gereken giderlerin, yasal değeri olan belgeler ile ispatlanıyor olmasıdır. Zira bu konuda Danıştay tarafından verilen kararda (4.Daire 1999/2832 E.2000/1044 K.) ; Reklamasyon bedelleri için yapılan gider kaydına esas belgelerin gerçeği yansıtmadığı yolunda bir tespit yapılmadan sadece ispat edici vesika aranmasının yeterli olmayacağı, belge düzenine uygun olmaması nedeniyle gider kaydının reddinin kabul edilemeyeceği, hükmüne varmıştır.

    5.Reklamasyon Bedelinin Gider Yönünden Değerlendirilmesi

    Reklamasyon gideri olarak isimlendirilen ödemeler ihraç edilen ürünlerin, istenen nitelikleri taşımaması sipariş koşullarına uymaması siparişlerin belirlenen sürelerde karşılanamaması gibi çeşitli nedenlerle yapılan geri ödemelerden veya alıcı tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutardan kaynaklanmaktadır.

    Satıcı firma tarafından yapılan ödemeler veya alıcı firma tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutarlar doğrudan doğruya ilgili kurum açısından gider niteliği kazanmakta ve bu itibarla kurum kazancından indirilmesi kabul edilmektedir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken, söz konusu reklamasyon giderlerinin yapılan işin mahiyetine, ticari teamüllere uygun olması ve muvazaanın olmamasıdır.

    Vergi idaresinin reklamasyon gideri konusundaki genel yaklaşımı; reklamasyon giderinin Vergi Usul Kanunda belirlenen belgeler ile belgelendirilmemesi durumunda, vergi matrahının tespitinde gider konusu yapılamayacağı yönündedir. Ancak Danıştay’ın aşağıdaki kararı dikkate alındığında vergi idaresi ile aynı görüşte olmadığı anlaşılacaktır.

    Danıştay tarafından verilen karar (4.Daire 1999/2832 E.2000/1044 K. “İçtihat Metni”) aynen;

    “5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinde kurumlar vergisinin, birinci maddede yazılı mükelleflerin bir hesap donemi içinde elde et tikleri safı kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safı kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup, Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde ise bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu ve ticari kazancın bu yolla tespiti sırasında Gelir Vergisi Kanunu nün 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı belirtilmiştir 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında da ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerle. 3 uncu fıkrasında açıklanan işle ilgili olmak şartıyle mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların ticari kazançtan indirilebileceği öngörülmüştür.

    Reklamasyon gideri olarak isimlendirilen ödemeler ihraç edilen ürünlerin, istenen nitelikleri taşımaması sipariş koşullarına uymaması siparişlerin belirlenen surelerde karşılanamaması gibi çeşitli nedenlerle yapılan geri ödemelerden veya ödenmeyeceği bildirilen tutardan kaynaklanmaktadır Dolayısıyla bu tutarın, yukarıda sözü edilen hükümler uyarınca, ilgili kurum açısından gider niteliğim taşıdığının ve hasılattan indirileceğinin kabulü zorunludur.

    Davacı şirket tarafından üretilen tekstil ürünleri yurt dışına ihraç edilmiş, bu ürünlerin bir kısmının uygun olmaması nedeniyle reklamasyon giderleri adı altında bir kısım ödemeler indirilmiştir inceleme elemanınca söz konusu belgelerin Vergi Usul Kanunu hükümlerine uymadığından giderleri tevsik eder nitelikte bir belge olarak kabul edilmemiştir.

    Olayda, yurt dışındaki firma tarafından düzenlenen belgenin Türk mevzua tına uygun nitelikler taşımasını beklemek mümkün değildir Burada önemli olan husus reklamasyon giderinin gerçekleştiği.yükümlünün iyi niyeti ve belgeleme için gerekli gayreti göstermiş olmasıdır Dolayısıyla belgeleme konusunda olumsuz tespitler olmadığı sürece, sektörün önemi ve özellikleri ile belgeleme konusundaki güçlükler dikkate alınarak sonuca ulaşılmalıdır.” Şeklindedir.

     6.Sonuç

    Reklamasyon gideri olarak isimlendirilen ödemeler yurtiçinde satılan veya ihraç edilen ürünlerin, istenen nitelikleri taşımaması sipariş koşullarına uymaması siparişlerin belirlenen sürelerde karşılanamaması gibi çeşitli nedenlerle yapılan geri ödemelerden veya alıcı tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutardan kaynaklanmaktadır.

    Alıcı ve satıcının yurtiçinde olması durumunda, alıcı satıcı ile vardığı uzlaşma neticesinde düzenleyeceği reklamasyon faturasını (reklamasyonun ilgili olduğu malın tabi olduğu oranda KDV hesaplanacak) satıcı firmaya iletecek, satıcı ise, söz konusu reklamasyon faturası bedelini gider (iskonto) olarak dikkate alabilecektir.

    Reklamasyonun ihracı gerçekleştirilen mallarla ilgili olarak ortaya çıkması halinde, ihraç edilen mallar Kanunun (11/1-a) maddesi gereğince katma değer vergisinden istisna olduğundan, yurt dışındaki alıcı tarafından düzenlenecek fatura veya ilgili ülke mevzuatına göre fatura yerine geçen belgelerdeki reklamasyon bedeli üzerinden katma değer vergisi hesaplanmayacaktır. İhracatçı ise, söz konusu reklamasyon faturasına istinaden ihracata ilişkin iskonto veya zarar miktarını gider olarak dikkate alabilecektir.

    Ancak, yurt dışındaki alıcıdan bu tür bir belgenin alınamadığı durumda ihracatçı firmanın, yeni bir belge düzenleyerek önceki faturayı iptal etmesi ve reklamasyon bedeline isabet eden kısmın iade edildiğini gösterir bir belgeyi de ispat vesikası olarak kullanılması mümkündür.

    Satıcı firma tarafından yapılan ödemeler veya alıcı firma tarafından ödenmeyeceği bildirilen tutarlar doğrudan doğruya ilgili kurum açısından gider niteliği kazanmakta ve bu itibarla kurum kazancından indirilmesi kabul edilmektedir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken, söz konusu reklamasyon giderlerinin yapılan işin mahiyetine, ticari teamüllere uygun olması ve muvazaanın olmamasıdır.

    Reklamasyon giderlerinin tevsikinde önemli olan husus; ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gereken giderlerin, yasal değeri olan belgeler ile ispatlanıyor olmasıdır. Zira bu konuda Danıştay tarafından verilen kararda (4.Daire 1999/2832 E.2000/1044 K.) ; Reklamasyon bedelleri için yapılan gider kaydına esas belgelerin gerçeği yansıtmadığı yolunda bir tespit yapılmadan sadece ispat edici vesika aranmasının yeterli olmayacağı, belge düzenine uygun olmaması nedeniyle gider kaydının reddinin kabul edilemeyeceği, hükmüne varmıştır.

                                                                                                               vergibilimi.com


    YASAL UYARI : Yayınlanan yazı/haber tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve “vergibilimi.com” internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.

    Kaynakça;

    1- 11/08/2012 tarihli ve 746 sayılı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge,

    2- 30/03/2000 tarihli ve 14084 sayılı Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından verilen özelge,

    3- 19/10/2006 tarihli ve 82206 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelge,

    4- 17/08/2012 tarihli ve 2636 sayılı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge,

    5- 12/06/2014 tarih ve 1634 sayılı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge,

    6- Danıştay, 11. Daire 1996/409 E.,1996/1057 K. “İçtihat Metni”,

    7- Danıştay, 4. Daire 1997/1138 E.,1998/1171 K. “İçtihat Metni”,

    8- Danıştay, 4. Daire 1999/2832 E.,2000/1044 K. “İçtihat Metni”,

    9- Prof. Dr. Süleyman YÜKÇÜ, Reklamasyon Nedir?,Yaklaşım Yayınları, Say› 93, Eylül 2000,

    ]]>
    İhracat ve Yurtdışı Faaliyetlerde Götürü Gider Uygulaması http://vergibilimi.karabalymm.com/ihracat-ve-yurtdisi-faaliyetlerde-goturu-gider-uygulamasi/ Sun, 01 Oct 2017 01:18:09 +0000 http://vergibilimi.com/?p=532  

    1. Kanuni Dayanak ve Kapsam

    193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin (1) numaralı bendinde; safi kazancın tespitinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin indirilebileceği belirtildikten sonra, aynı bentte yer alan parantez içi hükümde;

    İhracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükellefler, bu bentte yazılı giderlere ilaveten bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla yurtdışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri de indirebilirler.” denilmiştir.

    Kanun maddesi metninde yer almamasına rağmen 194 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yurtdışında yapılan teknik hizmetler de götürü gider indiriminden yararlanacak faaliyetler arasında sayılmıştır.

    Bu hüküm ile bazı giderlerin Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerine göre tevsik edilemediği hallerde de ticari kazancın tespitinde indirimine müsaade edilmiştir.

     

    1. Götürü Gider Uygulamasından Yararlanacak Mükellefler

    Götürü gider uygulamasından;

    • İhracat,
    • Yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetler,
    • Taşımacılık,

    Faaliyetinde bulunan dar mükellefiyet esasında vergilendirilenler dahil, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabilecektir.

    Bu tür faaliyetleri bulunmayan mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi hükmüne göre götürü gider kaydı ve bu giderleri kazancın tespitinde indirim konusu yapmaları mümkün değildir.

    Dar mükellefiyete tabi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de elde edilen hasılata Maliye, Bakanlığınca, belirlenen ortalama emsal nispetlerinin uygulanması suretiyle hesaplandığından, bunların vergiye tabi kazançlarının tespitinde ayrıca, götürü gider uygulamasından yararlanmaları söz konusu olmayacaktır.

     

    1. Götürü Giderin Belgeli Gidere İlaveten Uygulanması

    Firmaların mezkur faaliyetlerine ilişkin olarak oluşan götürü giderlerinin (belgelendirilememiş giderleri) kaydı, genel esaslara göre belgelendirilmiş ve tevsik edilmiş giderlerinin kaydına engel değildir. Diğer bir deyişle götürü gider belgelendirilmiş giderlere ilaveten uygulanır.

     

    1. Azami Götürü Gider Kaydı

    Firmaların; ihracat ve yurt dışında yapılan inşaat, onarma, montaj, teknik hizmetler ile taşımacılık faaliyetlerine ilişkin yurt dışında oluşan ve belgelendirilemeyen, tevsik edilemeyen giderlerine karşılık olmak üzere götürü gider olarak kaydedilebilecek tutar, bu faaliyetlerden döviz olarak elde edilen hasılatın binde beşini aşamayacaktır.

    Sözü edilen hasılat kavramı içinde değerlendirilecek dövizlerin, kambiyo mevzuatı gereğince Türkiyeye getirilme şartı aranılmayacaktır.

     

    1. Götürü Gider Uygulamasında Hasılat

    5.1. İhracat Hasılatı

    Her türlü ihracat ve yurt dışı taşımacılıktan döviz cinsinden sağlanan hasılat, götürü gider kaydına esas azami tutarın hesaplanmasında dikkate alınabilecektir.

    İlgili mevzuat çerçevesinde yapılan;

    • serbest ihracat, kredili ihracat, konsinyasyon ve müşterek hesap yoluyla ihracat, prefinansman yoluyla ihracat, bedelli ticari numune ihracatı,
    • serbest bölgelere yapılan ihracat,
    • Geçici, kabul, rejimi çerçevesinde ithal edilen, ham ve yarı mamül maddelerin Türkiyede bir işlem gördükten sonra ihracatı,
    • Sınır ve kıyı ticareti yoluyla yapılan ihracattan sağlanan hasılat,

    Götürü gider hesaplanmasına konu olabilecektir.

    Ancak,

    • gümrük hattı dışındaki mağaza ve işletmelere yapılan mal teslimleri,
    • yabancı gemi ve uçaklara ve uluslararası taşımacılık yapanlara akaryakıt, su, kumanya ve sair malzeme teslimleri,
    • Türkiye’deki konsolosluklara diplomatik temsilciliklere, uluslararası kuruluşlara ve askeri tesislere yapılan mal teslimleri,
    • Türkiye’de ikamet etmeyenlere yurt içinde yapılan mal teslimleri,
    • uluslararası ihaleye çıkarılan projelere ilişkin olarak Türkiye’de yapılan mal teslimlerinden sağlanan hasılat
    • Transit ticaretten sağlanan hasılat,

    Götürü gider kaydedilmesinde ihracat hasılatı olarak dikkate alınmayacaktır.

    Döviz olarak elde edilen ihracat hasılatının Türk Lirası karşılığının tespitinde, hasılatın kanuni defterlere kaydedildiği tarihte geçerli olan ve T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilmiş döviz alış kurlarının esas alınması gerekmektedir.

    Yurt dışında ortak olunan firmalara ayni sermaye olarak mal gönderilmesi şeklinde yapılan ihracat ile müteahhitlerin yurt dışındaki şantiyelerine şube, büro, temsilcilik ve acentalık gibi yerlere mal gönderilmesi durumunda da anılan mal bedelleri ihracat hasılatı kapsamında değerlendirilecektir.

     

    5.2. Yurt Dışı Taşımacılık Hasılatı

    Her türlü yurt dışı taşımacılık faaliyetinden döviz olarak sağlanan hasılat götürü gider uygulamasına konu olabilecektir “Yurt dışı taşımacılık” ifadesinden başlangıç veya bitiş noktasından herhangi biri veya her ikisi yurt dışında bulunan taşımacılık işlerinin anlaşılması gerekir. Yük taşımacılığının yanı sıra yolcu taşımacılığından sağlanan hasılat da götürü gider uygulamasına konu olabilecektir.

     

    5.3.Yurt Dışında Yapılan İnşaat, Onarma, Montaj ve Teknik Hizmetlerden Sağlanan Hasılat

    İnşaat, onarma, montaj ve teknik hizmet faaliyetlerinde götürü gider uygulamasına esas alınacak hasılat, mükelleflerin bu faaliyetlerinden elde edilen ve genel esaslar çerçevesinde tevsik edilen döviz cinsinden yurt dışı hasılatı ifade etmektedir.

    Firmaların, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlere ilişkin faaliyetlerin zararla sonuçlanmış olması götürü gider hesaplanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu durumda, götürü olarak hesaplanan giderler, bu zararları artırıcı bir unsur olacak ve genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır.

    Öte yandan, yurtdışında yapılan inşaat, onarma, montaj ve teknik hizmetlerden sağlanan kazançlar hakkında Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-h maddesine göre istisna uygulayan mükellefler de söz konusu faaliyetlerine karşılık olmak üzere götürü gider hesaplayabileceklerdir.

    Bu mükellefler, yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşılık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları giderleri, söz konusu yurt dışı faaliyetlerden sağlanan kazançlardan düşecekler ve kalan kısmı Türkiye’deki genel netice hesaplarına intikal ettireceklerdir. Böylece Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-h maddesine göre kurumlar vergisinden müstesna tutulacak kazanç tutarı hesaplanan götürü gider tutarı kadar azalmış olacaktır.

     

    1. Götürü Olarak Hesaplanan Giderlerin Muhasebeleştirilmesi

    Götürü gider uygulaması, mükelleflerin yurt dışındaki işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları giderlerden belgesi temin edilemeyenlerin, anılan faaliyetlerden sağlanan hasılatın belli bir oranını aşmamak şartıyla ticari kazançtan indirilmesini öngören bir müessesedir. Dolayısıyla götürü gider hesaplanabilmesi için harcamanın yapılmış ve işletmenin malvarlığında bir azalma meydana gelmiş olması gerekir.

    Bilindiği üzere, Tekdüzen Muhasebe Sistemi ticari kazancın tespitine yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu nedenle mali tablolarda ve hesap planında vergi yasalarınca ticari kazançtan indirimi kabul edilmeyen giderlerin nasıl muhasebeleştirileceği konusunda açıklama yapılmamıştır. Muhasebe sisteminde, işletmenin faaliyetleri sonucunda doğan tüm giderlerin, vergi yasalarınca ticari kazançtan indirilmesi kabul edilmiş olsun veya olmasın doğrudan ilgili oldukları gider hesaplarında muhasebeleştirilmesi gerekmektedir. Muhasebe düzeninden sağlanan bilgilerle dönem sonunda vergi matrahına ulaşılmaktadır.

    Buna göre, işletmenin yurt dışı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin de Tekdüzen Muhasebe Sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesi ve dönem sonunda “690 Dönem Kar-Zarar” hesabına aktarılması gerekir. Belgesi temin edilemeyen giderlerin, mezkur açıklamalar çerçevesinde hesaplanacak götürü gider tutarını aşan kısmı, kanunen kabul edilmeyen gider olarak Tekdüzen Muhasebe sistemine göre belirlenen ticari kâra ilave olacaktır. Dolayısıyla, belgesiz giderlere karşılık olmak üzere götürü olarak hesaplanan giderler, ticari kâra eklenmemiş olduğundan vergi matrahına da dahil edilmemiş olacaktır.

    Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere götürü gider uygulaması; ihracat, yurt dışında inşaat, onarma, montaj ve taşımacılık faaliyetlerinde bulunan mükelleflerce; fiilen harcama yapılmış ve yapılan harcamanın belgesinin temin edilememiş olması halinde söz konusu harcamanın tek düzen hesap planında ilgili hesaplara intikal ettirilmiş bulunması koşuluyla geçerlidir. Başka ifadeyle, harcama yapılmadan götürü gider indirimi yapılması söz konusu değildir.

     

    Örnek: MB Tekstil A.Ş.  2016 yılında döviz karşılığı yapılan ihracattan 150.000.000 tl hasılat elde etmiştir. A.Ş.nin anılan yılda ihracat faaliyeti ile ilgili GVK 40/1 inci maddesi kapsamına giren 1.500.000 tl gideri bulunmaktadır. Bu giderlerin 800.000 tl kadarının belgesi temin edilememiştir. Bu durumda ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

     

    Belgelendirilmiş giderler 700.000 ₺
    Belgelendirilmemiş giderler 800.000 ₺
    Toplam giderler 1.500.000 ₺
    Belgesiz giderlere karşılık olmak üzere ticari kazançtan indirilebilecek götürü gider tutarı (150.000.000 x % 05) 750.000 ₺
    Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler                (800.000 – 750.000) 50.000 ₺
    Ticari Kazançtan İndirilecek Belgeli Giderler ile Götürü Olarak Hesaplanan Giderlerin Toplamı   (700.000 + 750.000) 1.450.000 ₺

     

                                                                                                               vergibilimi.com


    YASAL UYARI : Yayınlanan yazı/haber tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve “vergibilimi.com” internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.

    kaynakça;

    1- 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu,

    2- 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu,

    3- Gelir İdaresi Başkanlığına ait 06.04.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.01-GV-16-10-7 sayılı, “İhracatta Götürü Gider” konulu özelge,

    4- 194 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği (07.03.1996 tarih ve 22573 sayılı Resmi Gazete)

    5- 197 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği (16.04.1996 tarih ve 22613 sayılı Resmi Gazete)

    6- 233 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği (15.06.2000 tarih ve 24080 sayılı Resmi Gazete)

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    ]]>
    İhraç Kaydıyla Teslimlerde Tecil/Terkin/İade Uygulaması http://vergibilimi.karabalymm.com/ihrac-kaydiyla-teslimlerde-tecilterkiniade-uygulamasi/ Sun, 01 Oct 2017 01:17:05 +0000 http://vergibilimi.com/?p=530  

    1. İhraç Kayıtlı Satışlarda Tecil-Terkin Uygulaması

                1.1. Uygulamanın Genel Anlatımı

    Katma Değer Vergisi kanunun 11/1-c maddesi hükmü gereğince; ihraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından ihracatçılara teslim edilen mallara ait KDV, ihracatçılar tarafından satıcıya ödenmez. Bu kapsamdaki satışlar için düzenlenen faturaya; “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden, KDV tahsil edilmemiştir.” İfadesi yazılır.

    Satıcı imalatçı tarafından tahsil edilmeyen bu vergi mal tesliminin gerçekleştiği ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecektir. Bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur.

    İhracatın yukarıdaki şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren gecikme zammıyla birlikte tahsil olunur. Ancak, ihraç edilmek şartıyla teslim edilen malların 213 sayılı Kanunda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilememesi halinde, tecil edilen vergi tecil edildiği tarihten itibaren tecil faizi ile birlikte tahsil edilir.

    İhracatçılara mal teslim eden imalatçılara iade edilecek KDV, ihraç edilen mala ilişkin imalatçı satış bedeline göre hesaplanan vergiden imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin düşülmesinden sonra kalan tutardan fazla olamaz.

    İhracatçılara mal teslim eden imalatçıların terkin ve iade işlemleri ihracatın gerçekleşmesinden sonra yapılır. İade veya tecil olunacak vergi miktarı, mükellefin ihraç kaydıyla teslimin yapıldığı dönem beyannamesinde yer alan bilgiler mukayese edilmek suretiyle hesaplanır.

    İhracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle üç ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç üç aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde başvuran ihracatçılara üç aya kadar ek süre verilebilir.

    İhraç kaydıyla teslimlerde tecil-terkin uygulaması ihtiyari bir uygulama olup, bu kapsamdaki malların imalatçıları tarafından ihracatçılara KDV tahsil edilerek teslimi de mümkündür.

    ** İhraç kaydıyla teslimlere ait faturanın esas itibarıyla ihracatçı firmanın düzenlediği fatura tarihinden önceki bir tarihte düzenlenmiş olması gerekir. İmalatçı tarafından düzenlenen fatura tarihinin; ihracatçı firmanın düzenlediği fatura tarihi veya fiili ihraç tarihinden sonraki bir tarih olması halinde, 213 sayılı Kanundaki fatura düzenleme sürelerine uyulması kaydıyla tecil-terkin uygulamasından yararlanılabilir. Ancak, bu durumlar dışında ihraç kaydıyla teslime ilişkin faturanın, fiili ihraç tarihinden sonraki tarihi taşıması halinde işlemin ihraç kaydıyla teslime ilişkin şartlar açısından yapılacak inceleme veya YMM raporu ile tespit edilmesi şartıyla terkin ve/veya iade işlemleri sonuçlandırılır.

    İhracat, gümrük beyannamesinin kapanma tarihi itibarıyla gerçekleştiğinden, süresinde ihraç edilmek kaydıyla bu tarih itibarıyla ihraç kaydıyla teslim nedeniyle tecil edilen vergi, terkin edilebilir hale gelir. Ödenecek KDV çıkmaması nedeniyle tecil edilecek vergisi bulunmayan mükellefler ise bu tarihten itibaren iade talep edebilirler.

    Kesin ihracı öngörülmeyen mallar için ihraç kaydıyla teslim uygulaması mümkün değildir. Geçici ihracat veya hariçte işleme rejimleri çerçevesinde malların yurt dışı edilmesi, kesin ihracata dönmediği sürece, ihraç kaydıyla teslimler açısından ihracat olarak kabul edilmez.

    1.2. Uygulama Kapsamındaki Teslimler

    İmalatçılar tarafından ihracatçılara ihraç kaydıyla yapılan mal teslimlerinde, tecil-terkin uygulamasından yararlanılabilir.

    Ancak, teslim edilen malların bizzat imalatçı tarafından imal edilmiş veya fason olarak imal ettirilmiş olması şarttır. Diğer bir deyişle, imalatçı tarafından piyasadan tedarik edilen malların tecil-terkin uygulaması kapsamında ihraç kaydıyla teslimi mümkün değildir.

    Türkiye’de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satışlarda, “istisna izin belgesi” sahibi mükelleflere imalatçılar tarafından tecil-terkin uygulaması kapsamında ihraç kaydıyla teslim mümkündür. Bu durumda tecil edilen verginin terkini için gümrükte tasdik edilen “özel fatura” nüshası vergi dairesine ibraz edilir.

    1.3. Uygulamadan Yararlanacak Satıcılar

    Tecil-terkin uygulamasından “imalatçı” vasfını haiz satıcılar yararlanabilir.

    İmalatçının;

    – Sanayi siciline kayıtlı ve sanayi sicil belgesini haiz olması veya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından alınmış çiftçi kayıt belgesi, gıda işletmesi kayıt belgesi ve işletme onay belgelerinden (üretici belgesi) herhangi birine sahip olması, (Bu belgeler sonraki bölümlerde “imalatçı belgesi” olarak anılacaktır.)

    – İlgili meslek odasına kayıtlı bulunması,

    – Üretimin yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan Sanayi Sicil Tebliğlerinde öngörülen sayıda işçi çalıştırması ve gerekli araç parkına sahip olması veya kapasite raporundaki üretim altyapısına sahip olması, gerekmektedir.

    Bu şartlara sahip olan imalatçılarca, ihraç kaydıyla ihracatçılara mal teslim edilen dönemde ve bir defa olmak üzere “imalatçı belgesi” ve ilgili meslek odasına üyelik belgesinin birer örneği, ilgili dönem KDV beyannamesinin verilme süresine kadar bağlı oldukları vergi dairesine bir dilekçe ekinde verilir. İmalatçı niteliğindeki değişiklikler ve imalatçı niteliğinin kaybedilmesi halleri ayrıca vergi dairesine bildirilir.

    İmalatçılar, ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların bir kısmını piyasadan hazır olarak satın alabilirler. Bu durumda, imalatçıların bizzat ürettikleri mallar için tecil-terkin uygulaması yapılır. Piyasadan hazır olarak alıp sattıkları mallar için tecil-terkin işlemi uygulanmaz.

    Örnek: Bir Anonim Şirket, ihraç kaydıyla satış bağlantısı kurduğu 10.000 adet gömlekten, 6.000 adedini bizzat üretmiş, 4.000 adedini de hazır olarak piyasadan satın almıştır. Bu mükellefin ihraç kaydıyla ihracatçıya teslim ettiği 10.000 adet gömleğin, bizzat imalatçısı olduğu 6.000 adedi için tecil – terkin işlemi uygulanır, kalan 4.000 adet gömlek için bu uygulamadan yararlanılamaz.

    Bu durumda, ihracatçıya satış yapan imalatçılar, bizzat ürettikleri mallar ile piyasadan hazır olarak satın aldıkları malları, düzenleyecekleri faturada ayrı gösterebilecekleri gibi, bu mallar için ayrı fatura da düzenleyebilirler.

    İmalatçı belgesinde yer alan üretim kapasitesine göre imal edilebilecek mallar ile bu kapsamda fason olarak imal ettirilen mallar için tecil-terkin uygulamasından yararlanılabilir. Dolayısıyla, imalatçı belgesindeki üretim konusu malların tamamının fason olarak imal ettirilmesi, ihraç kaydıyla teslime engel değildir. Fason hizmet, bir malın mülkiyet ve tasarruf hakkının devralınmaksızın ücreti karşılığı belirli işlemlere tabi tutularak/işlemlerden geçirilerek, tasarruf veya mülkiyet hakkı sahibine iade edilmesidir.

    ** İmalatçı kapsamına girmeyen mükellefler, tecil-terkin uygulamasından yararlanamaz. Ancak, diğer şartları taşımakla beraber, sadece imalatçı belgesine sahip olmayan mükelleflerden, ilgili Kuruma başvuran ve bu Kurumdan söz konusu belgenin verileceğine ilişkin olumlu görüş alanlar da bu belgelerin verilmesi beklenilmeden tecil-terkin uygulamasından yararlanırlar. İlgili Kurumdan olumlu görüş alan mükelleflerin, olumlu görüş yazısının verildiği tarihten önceki dönemlerde (ilgili kuruma başvuru tarihinden sonraki) diğer tüm şartları taşıdığının ilgili vergi dairesince tespit edilmesi kaydıyla, olumlu görüş yazısının verildiği tarihten önceki söz konusu teslimlerinde de tecil-terkin uygulamasından yararlandırılmaları mümkündür.

    1.4. Uygulama Kapsamına Giren Mallar

    Tecil-terkin işlemleri imalatçıların ihraç kaydıyla satışını yaptıkları mal teslimlerine uygulanır. Satıcının ihraç kaydıyla satışını yaptığı malın, ihraç edilen nihai mamul olması gerekir. Bu şartı taşımayan teslimlerde tecil-terkin işlemi uygulanmaz.

    Örnek: (A) A.Ş. iplik imalatçısı bir firmadan pamuk ipliği almaktadır. (A) Şirketi, almış olduğu iplikleri kumaş haline getirip ihraç etmiştir.

    (A) A.Ş. ye pamuk ipliği satan iplik imalatçısı firma, tüm şartları taşımasına rağmen, iplik teslimi ile ilgili olarak KDV Kanununun (11/1-c) maddesinde düzenlenen tecil-terkin uygulamasından yararlanamaz. Zira ihraç edilen nihai mamul, pamuk ipliği olmayıp, bu ipliklerden üretilen kumaştır.

    İhraç kaydıyla teslimi yapılan malın, ihracat faturası ve gümrük beyannamesinde yer alan malla aynı olması gerekir. Aynı olmasına rağmen fatura ve/veya gümrük beyannamesinde farklı belirtilmesi halinde, ihraç kaydıyla teslim edilen mal ile ihraç edilen malın aynı olduğunun, bu konuya münhasır vergi inceleme raporu veya YMM raporu ile tespiti istenir.

    İhracatçı, ihraç kaydıyla aldığı malı imalatçının teslim ettiği şekilde ihraç etmelidir. İhraç kaydıyla teslim edilen malın eklentisi veya ayrılmaz parçası niteliğindeki mallar ile ihraç malı için ambalaj maddesi veya malzemesi olarak kullanılan malların, tecil-terkin uygulaması kapsamında ihraç kaydıyla teslimi mümkündür. Ancak, bu malların tesliminde tecil-terkin uygulanabilmesi için, asıl malın tecil-terkin uygulanarak satın alınması ve yurtdışındaki müşteri adına düzenlenen faturada ve gümrük beyannamesinde asıl malla birlikte bu nitelikteki malların da yer alması gerekir.

    Örnek: İhracatçı (A)’nın yurtdışındaki müşterisinin siparişi üzerine, (B) fabrikasından ihraç kaydıyla teslim aldığı şasi kamyona, (C) fabrikası tarafından da ihraç kaydıyla teslim edilen kasa monte edilmiştir.

    İhracatçı (A)’nın yurtdışındaki müşterisi adına düzenlediği faturada şasi kamyon ile kasanın ayrı ayrı gösterilmesi ve bu malların gümrük beyannamesinde belirtilen şekilde ve imalatçıların ad ve unvanıyla yer alması halinde, söz konusu malların Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında işlem görmesi mümkündür.

    Örnek: (A) A.Ş. imalatçı firmadan satın aldığı gömlekleri, kendisi ambalajlayarak ihraç etmektedir. Ancak ambalaj maddelerini, bir başka imalatçı firmadan satın almaktadır.

    Bu örnekte yer alan gömleklerin teslimlerinde hesaplanan KDV için tecil-terkin uygulaması kapsamında işlem yapılır. Ayrıca ambalaj maddelerini imal edip (A) A.Ş. ne satan firma da bu işlem ile ilgili olarak tecil-terkin uygulamasından yararlanır. Çünkü ambalaj maddesi, ihracatçı firmanın ihraç ettiği malın (gömleğin) eklenti ve ayrılmaz parçası niteliğindedir.

    Örnek: Asıl üretim konusu porselen yemek takımı üretimi olan (A) Porselen İmalat A.Ş., üretimini yaptığı porselen takımları iç ve dış piyasalara satmaktadır. Üretimini yaptığı porselen takımların kırılmasını önlemek için, bunları (B) Ambalaj Ltd. Şti. den temin ettiği özel paletlerle ambalajlayarak ihraç etmekte ve söz konusu ambalaj bedellerini ihracat faturasında ayrıca göstererek yurtdışındaki müşteriye yansıtmaktadır.

    (A)’nın, mamullerin ambalajlanmasında kullandığı özel paletleri, ihracata konu mamulün ihraç kaydıyla satın alınmaması nedeniyle, (B)’den ihraç kaydıyla satın alması mümkün değildir.

    İhraç edilecek asıl malın istisna kapsamında satın alınması halinde, ambalaj maddeleri ve malzemeleri de dahil olmak üzere bu malın eklentisi veya ayrılmaz parçası niteliğindeki malların alımında, 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında işlem yapılabilir.

    Örnek: (A) Sektörel Dış Ticaret Şirketi ihracatını yaptığı taze sebze ve meyveyi Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerden, ambalaj maddelerini ise KDV mükelleflerinden satın almaktadır.

    İhracata konu asıl mal olan sebze ve meyvenin teslimi 3065 sayılı Kanunun (17/4-b) maddesine göre vergiden müstesnadır ve bu teslimde tecil- terkin hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir. Ancak bu husus ihraç edeceği malların ambalajlanmasında kullanacağı ambalaj maddelerinin Şirkete tesliminde tecil-terkin uygulanmasına engel değildir.

    1. Tecil Edilecek Verginin Hesabı ve Terkini

    Tecil edilecek KDV, ihraç kayıtlı satışlar üzerinden hesaplanan KDV’den fazla olamaz. Ancak ödenmesi gereken KDV tutarı, ihraç kayıtlı teslimler nedeniyle hesaplanan KDV’den az ise bu tutar esas alınır. Tecil edilemeyen kısım, ihracatın gerçekleştiği dönemde iade edilir.

    Örnek: Otomobil lastiği imalatçısı (A), Temmuz/2012 döneminde bir kamu kuruluşuna 5.000 TL, ihracatçı bir firmaya da ihraç kaydıyla 7.000 TL tutarında otomobil lastiği teslim etmiştir. (A) nın bu döneme ait toplam KDV indirimi 1.700 TLdir.

    (A) nın ilgili dönem beyannamesi ile tecil işlemlerine ilişkin hesaplamalar aşağıdaki şekilde yapılır:

    Hesaplanan KDV [(5.000 + 7.000) x  % 18]             2.160

    Toplam Vergi İndirimi                                                -1.700

    Fark (Ödenmesi Gereken KDV)                                     460

    Tecil Edilebilir KDV (7.000 x %18)                           1.260

    Tecil Edilecek KDV                                                        460

    İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek KDV     800

    Ödenmesi Gereken KDV                                                   0

    Örnek: İmalatçı (A), Ekim/2012 ayında toptancılara 8.000 TL tutarında, ihracatçı firmaya ise ihraç kaydıyla 2.000 TL tutarında gömlek teslim etmiştir. Ekim ayında yüklendiği KDV toplamı 600 TLdir. İmalatçının önceki dönemlerden devreden indirilebilir KDV’si yoktur.

    (A) nın Ekim ayı tecil işlemlerine ilişkin hesaplamaları aşağıdaki şekilde yapılır:

    Hesaplanan KDV [(8.000 + 2.000.) x (% 8)]            800

    Toplam Vergi İndirimi                                                – 600

    Fark (Ödenmesi Gereken KDV)                                 200

    Tecil Edilebilir KDV (2.000 x %8)                              160

    Tecil Edilecek KDV                                                    160

    Ödenmesi Gereken KDV                                            40

    Bu mükellef Ekim/2012 ayına ait olmak üzere vergi dairesine 40 TL KDV ödeyecektir. 160 TL KDV ise ihracatın tamamlanmasından sonra terkin edilmek üzere tecil edilir.

     

    Örnek: İmalatçı (B), Şubat/2012 ayında müteahhit (C) ye 500 TL, ihracatçı firmaya ise ihraç kaydıyla 2.000 TL tutarında mobilya teslim etmiştir. İmalatçının bir önceki dönemden devreden KDV tutarı 150 TL, Şubat/2012 dönemindeki alış ve giderleri nedeniyle yüklendiği KDV ise 450 TLdir.

    İmalatçı mükellefin, Şubat/2012 ayı beyannamesinin düzenlenmesi ve tecil işlemlerine ilişkin hesaplamalar aşağıdaki şekilde yapılır:

    Hesaplanan KDV [(500 + 2.000) x (%18)]                      450

    Toplam Vergi İndirimi (450 + 150)                                – 600

    Sonraki Döneme Devreden KDV                                     150

    Tecil Edilebilir KDV  (2.000 x %18)                               360

    Tecil Edilecek KDV                                                          0

    İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek KDV     360

     

    Tecil edilen KDV, ihracat konusu malın süresi içinde ihraç edildiğinin tevsik edilmesi şartıyla terkin edilir.  Terkin işleminin yapılabilmesi için, ihraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğini gösteren gümrük beyannamesi veya listesinin ihraç kaydıyla satış faturaları ile birlikte vergi dairesine ibraz edilmesi gerekir.

    Gümrük beyannamesi üzerinde imalatçı firma bilgilerine ilişkin kayıt bulunmaması halinde, imalatçılar ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan bir yazı alarak gümrük beyannamesi veya listesine eklerler. Bu yazıda;

    – İhracata ilişkin gümrük beyannamesinin tarihi ve sayısı,

    – Belgeyi talep eden imalatçının; adı-soyadı veya unvanı, bağlı olduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası,

    – İhraç kayıtlı teslim edilen mala ilişkin fatura tarihi, numarası, malın cinsi, miktarı, bedeli, KDV oranı ve hesaplanan KDV tutarı, gösterilir.

    İmalatçılara ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların ihraç edildiğine ilişkin yazı veren ihracatçılar, bir ay içerisinde bu yazıyı verdikleri imalatçılara ait bir listeyi izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar kendilerinin bağlı bulunduğu vergi dairelerine verirler.

    Vergi daireleri, imalatçı tarafından verilen gümrük beyannamesi listesi ve ihracatçının yazısına istinaden terkin işlemini yapar.

    Türkiye’de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan ihracatta, istisna izin belgeli satıcılara ihraç kaydıyla teslim edilen mallar nedeniyle hesaplanan ve tecil edilen verginin terkini için, gümrük beyannamesi yerine gümrükte tasdik edilen özel faturanın aslı veya noter, ilgili gümrük idaresi ya da YMM tarafından onaylanmış örneği ibraz edilir.

    Serbest bölgeye “Serbest Bölge İşlem Formu” ile yapılan ihracatta, ihraç kaydıyla teslim edilen mallar nedeniyle hesaplanan ve tecil edilen verginin terkini için, gümrük beyannamesi yerine “Serbest Bölge İşlem Formu”nun aslı veya onaylı bir örneği ibraz edilebilir.

    1. İhraç Kaydıyla Teslim Edilen Malların İhracı Konusu

    İhraç kaydıyla teslim edilen malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur.

    3.1. İhracat İçin Ek Süre Verilmesi

    İhraç kaydıyla teslim aldıkları malları yasal süresi içinde mücbir sebepler veya beklenmedik durumlara bağlı olarak ihraç edemeyen ihracatçılar ek süre talebinde bulunabilirler. Ek süre ihracatçılar tarafından en geç üç aylık sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde ilgili vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlığa verilecek bir dilekçe ile istenir. Dilekçede mücbir sebep veya beklenmedik durum belirtilir. Katma Değer Vergisi Kanununun (11/1-c) maddesinde öngörülen ek süre üç ay ile sınırlıdır.

    Ek süre verilmesinde mücbir sebebin varlığı 213 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi hükmü esas alınarak belirlenir. İhracatın kanuni süresinde gerçekleşmesine engel teşkil eden ve mücbir sebep kabul edilmeyen haller ise beklenmedik durum sayılır.

    Bu çerçevede; ihracatın yapılacağı ülkedeki savaş hali/siyasal karışıklıklar, ekonomik belirsizlik ve durgunluk, yurt dışındaki alıcının sipariş ertelemesi/iptal etmesi, teslim programındaki değişiklikler, bedelin transferinde karşılaşılan aksaklık veya gecikmeler, akreditif süresinin dolması, ihraç edilecek malın tüketim mevsiminin geçmesi, uygun depolama koşullarına sahip olunmaması, ithalatçı ülke ile yaşanan siyasi veya ekonomik sorunlar, ihraç malının taşınmasında karşılaşılan sorunlar (gemilerin yükleme limanlarına gecikmeli yanaşması, taşıma aracı veya konteyner bulunamaması), milli tatiller, iklim koşulları, gümrüklerde yaşanan sorunlar (gümrüklerdeki araç yoğunluğu, gümrüklerde grev-iş yavaşlatma), resmi makamlardan ihracat için izin alınamaması gibi haller beklenmedik durumlar kapsamında değerlendirilir.

    3.2. İhracatın Gerçekleşmemesi Hali

    İhracatçıların ihraç kaydıyla aldıkları malları hiç ihraç edememeleri ya da süresinden sonra ihraç etmeleri durumunda, ihraç kaydıyla yapılan teslim mahiyet itibarıyla yurtiçi mal teslimine dönüşür.

    Bu durumda, ihraç kaydıyla teslim bedeli üzerinden hesaplanan ve tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte imalatçıdan tahsil olunur.

    Ancak, ihraç kaydıyla teslim edilen malların 213 sayılı Kanunda belirtilen mücbir sebepler nedeniyle ihraç edilememesi halinde tecil edilen vergi, tecil edildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre ilgili dönemler için geçerli tecil faizi ile birlikte tahsil olunur.

    İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihracatının gerçekleşmemesi üzerine imalatçının ödediği vergi için ihracatçıya rücu etmesi halinde, ihraç kaydıyla teslim edilen mallara ilişkin hesaplanan KDV, ihracatçı açısından ihracatın gerçekleşmesi gereken sürenin (ek süre verilmişse bu süre) sonu itibarıyla indirilebilir hale gelmektedir. Bu kapsamda, ihracatçının süresinde ihraç edemediği mallara yönelik olarak imalatçıya ödediği KDV’yi en erken ihraç süresinin (ek süre verilmişse bu süre) sona erdiği tarihi takip eden günün dahil olduğu dönem içinde ve nihai olarak o dönemi kapsayan takvim yılı içerisinde indirim konusu yapması mümkündür.

    Malların ihraç edilmesi durumunda ise indirim hesaplarına alınan bu tutarlar, ihracattan kaynaklanan KDV iade taleplerinde iade hesabına dâhil edilebilir.

    Örnek: İmalatçı (A) firması tarafından Eylül 2012 döneminde ihraç kaydıyla ihracatçı (B) firmasına teslim edilen malların ihracatı, (B) firmasının yurtdışı bağlantılarında yaşadığı sorun nedeniyle 31/12/2012 tarihine kadar gerçekleşmemiştir.

    Yaşanan bu gelişme üzerine imalatçı (A) firması 15/1/2013 tarihinde vergi dairesine Eylül 2012 döneminde hesaplayarak tecil ettiği KDV’yi gecikme zammıyla ödemiştir. İmalatçı (A) vergi dairesine ödediği vergi için ihracatçı (B) firmasına rücu etmiş, (B) firması da KDV ödemeden satın aldığı ancak süresinde ihraç edemediği malların KDV’sini Ocak 2013 döneminde imalatçıya ödemiştir.

    Bu durumda (B) firması, imalatçıya ödediği KDV’yi Ocak 2013 dönemi veya 2013 takvim yılı sonuna kadar indirim konusu yapabilir. 

    (B) firmasının daha sonra yurtdışı bağlantılarını yeniden kurup KDV’sini ödediği bu malları ihraç etmesi durumunda da ödenen KDV’nin indirim yoluyla telafi edilememesi halinde iadesi mümkündür.

    1. İhraç Kaydıyla Satışlarda Matrahta Meydana Gelen Değişiklikler

    4.1. İmalatçı Lehine Matrahta Meydana Gelen Değişiklik

    İhracatçıların yurtdışına teslim ettiği mal karşılığında aldıkları vergi iadesi, kur farkı ve kaynak kullanımı destekleme primleri üzerinden KDV hesaplanması söz konusu değildir.

    İhracatçılar tarafından, ihraç kaydıyla mal aldıkları imalatçılara, malın satın alındığı dönemden ve ihracattan sonra reklamasyon, vergi iadesi, kur farkı, kaynak kullanımı destekleme primi, faiz vb. unsurların kısmen veya tamamen aktarılması 3065 sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre ihraç kaydıyla teslim bedeline dahildir.

    İhraç kaydıyla teslimlerde, teslim tarihinden sonra ortaya çıkan ve ihracatçılar tarafından imalatçılara yapılan ödemelerde, imalatçı tarafından ihracatçı adına ödeme tutarı üzerinden bir fatura düzenlenir ve bu faturada; ödemenin mahiyeti ayrı ayrı belirtilir, malın tabi olduğu oran üzerinden KDV hesaplanır, bu KDV tutarının tahsil edilmediğine dair bir açıklama yazılır, ödemenin kaynağı olan ilk ihraç kaydıyla teslim faturasına ve ihracata ilişkin gümrük beyannamesine tarih ve numara belirtilmek suretiyle atıfta bulunulur.

    İmalatçı, faturada gösterdiği KDV’yi, fatura tarihini içine alan döneme ait KDV beyannamesinde hem hesaplanan hem de indirilecek KDV olarak beyan eder. Hesaplanan KDV’nin beyanında, “Tevkifat Uygulanmayan İşlemler” tablosunda malın tabi olduğu orana ilişkin satır kullanılır. İndirim beyanında ise “İndirimler” tablosunun “Bu Döneme Ait İndirilecek KDV” satırı kullanılır. İhracatçı ise ihraç kaydıyla teslimde olduğu gibi, bu faturada belirtilen ancak imalatçıya ödenmeyen KDV’yi indirim konusu yapamayacağından KDV beyannamesine dahil etmez.

    4.2. İmalatçı Aleyhine Matrahta Meydana Gelen Değişiklik

    KDV Genel Uygulama Tebliğinde değişiklik yapan 11 seri nolu KDV tebliğine göre, ihracatçılara mal teslim eden imalatçılara iade edilecek katma değer vergisinin, ihraç edilen mala ilişkin imalatçı satış bedeline göre hesaplanan vergiden, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin düşülmesinden sonra kalan tutardan fazla olamayacağı hükme bağlanmıştır.

    İmalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanmaz. Bu kapsamda düzenlenen faturaya; “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla yapılan teslimlerde imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğundan KDV hesaplanmamıştır.” ifadesi yazılır. Ayrıca söz konusu faturada, imalatçı tarafından düzenlenen faturanın tarih ve sayısına yer verilir.

    İmalatçılara ihraç kayıtlı teslim nedeniyle iade edilecek KDV hesabında, imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarından doğanlar da dahil olmak üzere, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin (imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ihraç kayıtlı teslim edilen malın tabi olduğu oran uygulanmak suretiyle bulunan tutar) ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan vergiden düşüleceği tabiidir.

    İhraç edilen mallar için yurtdışındaki firmalar tarafından sunulan yurtdışında ifa edilen ve yurtdışında yararlanılan mümessillik, pazarlama, reklâm vb. hizmetler verginin konusuna girmez. Bu nedenle, KDV’nin konusuna girmeyen hizmetler karşılığında ödenen bedellerin ihracatçı tarafından imalatçılara aynen aktarılmasında da KDV hesaplanmaz.

    1. İhraç Kayıtlı Satışlarda KDV İadesi

    Tecil edilen KDV ihracatın gerçekleştiği dönemde terkin edilir, tecil edilemeyen KDV iade edilir. İhraç kaydıyla teslimlerde tecil edilemeyen KDV, ihracatın gerçekleştiği dönemde iade konusu yapılabilir. İhracatın kısmen gerçekleşmesi halinde, gerçekleşen kısma isabet eden tutarın iadesi talep edilebilir.

    Bu durumda, iade işlemi aşağıdaki şekilde gerçekleştirilir:

    – Mükellefler, ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların kısmen veya tamamen ihraç edilmesi halinde, standart iade talep dilekçesi ve gerekli belgelerle vergi dairesine başvurarak ihracatı gerçekleşen kısma isabet eden tutarın iadesini talep edebilir.

    – Vergi dairesi beyanname verilmesini beklemeden talebi değerlendirerek genel hükümler çerçevesinde talebi sonuçlandırır. Red ve iade, ihraç kaydıyla teslimin yapıldığı dönem beyannamesine dayandırılır.

    – Mükellef bu iade tutarını daha sonra hiçbir beyannamede herhangi bir satırda göstermez. İhraç kaydıyla teslimin yapıldığı dönem beyannamesinin “İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV” satırında bir tutar bulunması ve iade başvurusunun gerekli belgelerle birlikte usulüne uygun olarak yapılması, iade talebinin yerine getirilmesi için yeterlidir. İade, beyanname dışında gerçekleştirileceğinden, ihracatın gerçekleştiği tarihten sonra ortaya çıkacak bu iade talebine ait tutarın herhangi bir beyannameye dahil edilmesi, mükerrer iadeye ve dolayısıyla cezalı tarhiyatlara yol açabilir.

    Ancak, indirimli orana tabi malların ihraç kaydıyla tesliminde, teslim bedeli üzerinden hesaplanan vergi kısmen ya da tamamen tecil edilemezse, genel orana tabi malların ihraç kaydıyla teslimlerinde olduğu gibi, tecil edilemeyen tutar beyanname programı tarafından “İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV Hesabı” satırında gösterilir. Bu tutarın iadesi ihracat gerçekleştiğinde yukarıda anlatıldığı şekilde vergi dairesinden talep edilir. Söz konusu işlemlere ilişkin (Yüklenilen KDV-Hesaplanan KDV) farkı ise yine program tarafından “Teslimin Yapıldığı Dönemde İade Edilecek Yüklenilen Vergi Farkı” satırında gösterilir. Bu tutarın iadesine ilişkin talepler, 3065 sayılı Kanunun (29/2) nci maddesi kapsamında değerlendirilir.

    Mükellefler ihraç kaydıyla teslimlerden doğan iadeleri için ihracatın gerçekleştiği dönemde standart iade talep dilekçesi ve gerekli belgelerle birlikte vergi dairesine başvurur, yapılacak değerlendirmeden sonra iade talepleri bu dönem beyannamesi dışında gerçekleştirilir.

    Örnek: İmalatçı (A) 25 Şubat 2013 tarihinde 100.000 TL tutarında ihraç kaydıyla teslim yapmış, bu teslim 24 Mart 2013 tarihine kadar verilmesi gereken beyannameye dahil edilmiş, beyannamedeki diğer bilgilere göre,

    -Tecil Edilebilir KDV: 18.000 TL

    -Tecil Edilecek KDV : 6.000 TL

    -İhracatın Gerçekleştiği Dönemde İade Edilecek Tecil Edilemeyen KDV: 12.000 TL

    olarak hesaplanmıştır.

    Söz konusu malın 25.000 TL tutarındaki kısmı 14 Mart 2013 tarihinde ihraç edilmiş ise tecil edilen 1.500 TL terkin edilir, iade talep dilekçesi ve gerekli belgelerle birlikte vergi dairesine başvurulmak suretiyle ihracatı gerçekleşen kısma isabet eden 3.000 TL’nin iadesi talep edilir.

    İhraç kaydıyla teslim edilen malın geri kalan 75.000 TL tutarındaki kısmının 4 Nisan 2013 tarihinde ihraç edilmesi halinde bu kısma isabet eden tecil edilen 4500 TL’nin terkini ve 9.000 TL’nin iadesi de yukarıda açıklandığı şekilde yapılır.

    ** İhraç kaydıyla teslimlerden kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır.

    – Standart iade talep dilekçesi

    – İlgili meslek odasına üyelik belgesinin[9] onaylı örneği (Belgede değişiklik olmadığı sürece bir defa verilmesi yeterlidir.)

    – İmalatçı belgesi (Belgede değişiklik olmadığı sürece bir defa verilmesi yeterlidir.).

    – İhraç kaydıyla teslim faturaları veya listesi

    – Gümrük beyannamesi çıktısı veya listesi (serbest bölge işlem formu veya özel fatura örneği)

    – İhraç kaydıyla teslim edilen malın ihraç edildiğine dair ihracatçı firmadan alınan onaylı yazı, (Bu yazıda; ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin tarihi ve sayısının, belgeyi talep eden imalatçının adı, soyadı veya unvanı, bağlı olduğu vergi dairesi ve vergi kimlik numarası, ihraç kayıtlı teslim edilen mala ilişkin fatura veya benzeri belgenin tarihi, numarası, malın cinsi, miktarı, bedeli, KDV oranı ve hesaplanan KDV tutarının gösterilmesi gerekmektedir.)

    – İhraç kayıtlı teslimin yapıldığı döneme ait indirilecek KDV listesi

    Mahsuben İade

    Mükelleflerin ihraç kaydıyla teslimlerinden kaynaklanan mahsuben iade talepleri, yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

    Nakden İade

    Mükelleflerin ihraç kaydıyla teslimlerinden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

     

     

    vergibilimi.com

     

     

    kaynakça;

    1- Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği (26.04.2014 Tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete)

    2- 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

    3- 11 Seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (15.02.2017 tarih ve 29980 sayılı Resmi Gazete)

    ]]>